
Bir zamanlar, yeşil tepelerle çevrili büyülü bir köyde, güzel bir elma ağacı yaşarmış. Bu ağaç, muhteşem kırmızı elmalara sahip olurmuş ve her mevsim dalları dolu dolu olurmuş.
Köy halkı, bu ağacın altında buluşur, gölgelenir ve keyifli zamanlar geçirirmiş. Ağaç, köyün kalbinde bir simge haline gelmiş.
Bir gün, köyün en genç çocuğu olan Ali, elma ağacına doğru yürümüş. Ağacın altına oturup düşen elmaları toplamaya başlamış. Ali, elmaların en kırmızısını seçmiş ve elma ağacına teşekkür etmiş. Oradan ayrılacağı sırada birdenbire bir ses duymuş. Bu ses elma ağacından geliyormuş: “Sana bir sır vereceğim, Ali. Ben büyülü bir ağacım ve dileklerini gerçekleştirebilirim.” demiş.
Ali şaşkınlıkla ağaca bakmış ve heyecanla sormuş: “Gerçekten mi? O zaman, istediğim bir dileği gerçekleştirebilir misin?”
Ağaç gülümsemiş: “Elbette, yapabilirim. Söyle bana dileğini.” demiş.
Ali düşünmüş ve sonra şunları söylemiş: “Bana bilgelik ver, öğrenmeyi seveyim ve her şeyi anlayabileyim.”
Ağaç kırmızı elmalarını sallamış ve yaprakları arasından sihirli tozlar serpmiş. Birdenbire, Ali’nin kafasında bir sürü bilgi belirmiş. Artık matematik, bilim, tarih ve daha birçok konuda bilge biri olmuş.
Ali, minnettarlıkla ağaca bakmış ve teşekkür etmiş. Sonra, ağacın dibine oturup bilgeliğini köy halkıyla paylaşmaya karar vermiş. Herkes onunla konuşmak, öğrenmek ve yeni şeyler keşfetmek için ağacın yanına gelmeye başlamış.
Yıllar geçmiş Ali büyümüş ve Ali’nin bilgeliği köye büyük faydalar sağlamış. Köy, bilimde ilerlemiş. Eğitim kalitesi artmış. İnsanlar daha mutlu bir yaşam sürmeye başlamış. Herkes Ali’yi bir kahraman olarak kabul etmiş ve onun elma ağacıyla olan ilişkisi köyün efsanesi haline gelmiş.
Elma ağacı ise Ali’ye her zaman destek olmuş. İnsanların mutluluğunu görmek, ona çok büyük bir sevinç veriyormuş. Her yaz mevsiminde kırmızı elmalarını geliştirip köy halkına bereketli bir yaşam sunmaya devam etmiş.🍎🍎🍎🍎🍎🍎🍎
Yeni masallarda buluşmak üzere hoşça kalın. 👋