
Kurban ritüeli, insanlık tarihinde derin izler bırakan ve farklı kültürlerde çeşitli şekillerde uygulanan önemli bir ibadet ve geleneğin parçasıdır. Kökenleri binlerce yıl öncesine dayanan bu ritüel, Hz. İbrahim’in Allah’a olan teslimiyetinin sembolü olarak kabul edilir. Ancak kurban, sadece dini bir görev değil, aynı zamanda insanın inancını, toplumla olan ilişkisini ve doğayla olan etkileşimini yansıtan derin bir anlam taşır. İnsanlık, bu geleneği sadece ibadet olarak değil, aynı zamanda imtihanın, iyiliğin ve doğa korumanın bir ifadesi olarak anlamalıdır: “Kurbanın özünde, imtihan, iyilik ve doğaya olan etkisi yatar.”
Kurbanın İnsanlık Tarihindeki Yeri
Müşrikler, Allah ile insanlar arasında putların elçilik yaptıklarına inanıyorlardı. Bundan dolayı da taptıkları putlara insanları kurban ediyorlardı. Bunu da Allah’ın rızasını kazanmak için yaptıklarını söylüyorlardı. Halbuki Allah’ın böyle bir talebi yoktu. Kurbanı seçerken de cinsiyet ayrımı yapıyorlardı. Kurbanlarını daima kız çocuklardan seçiyorlardı. Kesinlikle bu bir gafillikti, musibetti ve elemdi. Allah, bu katliama son verilsin ve insan kanı akıtılmasın istiyordu.
Hz. İbrahim’in Rüyası ve Oğluyla İmtihanı
Hz. İbrahim’in içinde bulunduğu toplumda da erkek çocuklar değerli ve kız çocuklar değersizdi. Elbette Hz. İbrahim’in evladı da değerliydi. Allah, Hz. İbrahim’i en değerli varlığı olan oğluyla imtihan etti. Hz. İbrahim’in oğlu yanında koşacak yaşa gelmişti ki rüyasında oğlunu kestiğini görmeye başladı. Gördüğü rüyanın şeytandan mı yoksa Rahmandan mı olduğundan emin değildi. Bunu anlamanın tek bir yolu vardı. Takva sahibi bir kul olarak Rabbinin rahmetine ve merhametine olan güveni sonsuzdu. Rüyasını oğluna anlattı. Baba ve oğul şeytanın şerrinden Allah’a teslim olduktan sonra Hz. İbrahim, en kıymetli varlığını kesmek üzere alnının üzerine yatırdı.
İmtihan, Samimiyet ve Teslimiyet.
Allah’a teslim olmalarından dolayı Rabbi onları şeytanın şerrinden korudu. Kesmesi için ona büyük bir kurbanlık verdi ve bu olayın yad edilmesini arkasından gelen müminlere görev bıraktı. Her yıl gücü yeten müminler kurban kesiyor ve kardeşleriyle paylaşıyor.
Kurban olarak kestiğimiz hayvanların ne kanı ne de eti Allah’a ulaşıyor ancak ve ancak bizlerin takvası Allah’a ulaşıyor. Kurban bayramları, hayvanlar kesilip kan akıtıldığı için yapılmıyor. İnsanların kurban edilmesine son verildiği için yapılıyor. Güvenen Allah’a güvensin. O ne güzel vekildir. Hz. İbrahim’le ilgili ayet Aşağıdadır:
37: SAFFAT / 99-111. İbrahim: “Ben elbette Rabbimin ileteceği doğru yolun yolcusuyum.” dedi. “Rabbim, bana iyilerden bir çocuk ihsan et!” Ona iyi huylu bir erkek çocuk müjdeledik. Çocuk onunla birlikte koşma çağına eriştiği zaman: “Oğlum uykumda seni kestiğimi görüyorum. Bu rüyaya sen ne dersin?” dedi. O: “Ey babacığım, sana emredileni yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.” dedi. Ne zaman ki onu alnı üzerine yatırdı ve ikisi de Allah’a teslim oldu. Biz ona: “Ey İbrahim! Rüya amacına ulaştı. Elbette biz muhsin olanları ödüllendiririz.” diye seslendik çünkü çocuğunu kurban etmek gafillikti, musibetti, elemdi. Ona büyük bir kurban fidye verdik. İbrahim’i ve ondan sonrakileri selamete eriştirmek için bunu üzerlerine (vazife) bıraktık. İşte böyle, biz muhsin olanları ödüllendiririz çünkü o bizim muhsin kullarımızdandı.
Hac Suresi 28. 34. 36. 37. ayetler ve Kevser Suresi 1. 2. ayetler de kurban kesimi ile ilgili ayetlerdir. Kurban, Hz. İbrahim’den bu yana bir görev olarak kesile gelmiştir. Allah tarafından indirilmiş Kitapların her birinde kurban olayının var olduğunu görmekteyiz. Kurban kesimi her dinde Hz. İbrahim’den gelen bir sünnet olarak yad edilmiştir. Allah, Hz. İbrahim’i ve ondan sonraki gelenleri cehaletten çıkarıp selamete kavuşturmak için kurban kesme ibadetini üzerlerine vazife kılmıştır.
Kurban Kesmenin Toplumsal ve Ekonomik Boyutu
Kurban keserek yoksullarla paylaşmak kalplerdeki sevgiyi ve yardımlaşmayı pekiştirirken Allah’ın rızasını da kazanmaya vesile oluyor. İnsanlarımızın büyük bir çoğunluğu yeterli hayvansal gıdaya ulaşamıyor. Maddi imkansızlıkların yanı sıra dünyadaki kaynak kıtlığından dolayı evcil hayvanların yeterli miktarlarda yetiştirilememesi, yeterli hayvansal gıdaların alınamamasına neden oluyor. İnsanların doğaları gereği hayvansal gıdalara da ihtiyacı olduğunu biliyoruz. Bundan dolayı yeterli sayıda evcil hayvan beslemeye ihtiyacımız var. Peki, bunu nasıl becereceğiz? Tabi ki kıt olan kaynaklarımızı akıllıca kullanarak.
İnsan menfaatine düşkün bir varlıktır. İnsanların çoğunluğu erkek çocuklara sahip olmayı arzu ediyorlar fakat hayvanlar dişi doğurunca çok seviniyorlar çünkü dişi doğurmaları insanların menfaatlerine daha uygun oluyor. Diğer bütün canlılarda olduğu gibi evcil hayvanlar da erkek ve dişi karışık yavrular doğuruyor. Kurban kesmediğimiz zaman erkek hayvanları da dişi hayvanlarla beraber beslemek zorunda kalıyoruz. Bu ise ekonomik bir yük getiriyor.
Doğa Koruma Bilincinin Yayılması: Çevresel ve Ekolojik Etkiler
Hayvan sayısının artması doğada metan gazının artmasına neden oluyor. Doğada metan gazı, karbondioksit gazı ve su buharı artınca sera etkisine yol açıyor. Atmosferimizi kaplayan bu gazlar ve su buharları, dünyaya çarparak geri yansıyan güneş ısısının uzaya salınımını engelliyor. Böyle olunca da yeryüzü gereğinden fazla ısınıyor. Bitkiler kuruyor, canlılar ölüyor, genetik yapılarda hasarlar oluşuyor. Kanser hastalıkları artıyor. Aşırı sıcaklar, suların buharlaşmasıyla genel bir kuraklığa sebep oluyor. Yeryüzündeki suların gereğinden fazla buharlaşmasıyla yağmur miktarları felaket getiren boyutlara ulaşıyor. Sel basmaları, toprak kaymaları, depremler kaçınılmaz hale geliyor.
- Kurban bayramlarında hayvanların çoğunluğunun kurban edilmesi, atmosferde oluşabilecek sera etkisinin engellenmesinde önemli bir role sahip oluyor. Kurban bayramları sayesinde genellikle evcil hayvanların erkekleri kurban ediliyor. Dişi hayvanların gençlerinin kesilmesi tercih edilmiyor çünkü dişi hayvanlar hem cinsinin çoğalmasını sağlıyor hem de süt, peynir, yağ, et ve yün gibi insanların ihtiyaçlarını karşılıyor. Hasta olan, organ eksiği olan hayvanlar kurban olarak kesilmiyor. Sağlıklı hayvanlar kurban olarak kesiliyor. Bu sağlıklı hayvanların etleri fakir insanlarla paylaşılıyor ve sosyal bir dayanışma oluşturulmuş oluyor.
- Milyonlarca hayvanın birkaç gün içinde kurban kesilmesi doğadaki metan gazının hızla düşmesine sebep oluyor. Bu kesilen hayvanların derileri, yağları ve iç organları da ekonomilere katkıda bulunuyor. Bu sayede hayvan besinlerindeki tüketim miktarları da azalıyor. Bu durum, yeni doğacak yavruların ve annelerinin daha iyi beslenmelerine olanak tanıyor.
- İnsanların % 23’ü Müslüman, % 32’si Hristiyan, % 0,2’si Yahudi’dir. İlahi dinlerin hepsinde kurban kesimi vardır ve bir ibadettir. Dünyada her on kişiden sekizi bir ilahi dine inanır. Her dinin kurban kesimi tarihinin farklı tarihlere rastlaması ve kurban kesimlerinin her yıl tekrarlanması doğadaki metan gazının aşırı artmasını engelliyor.
Kurban ritüeli, sadece Allah’a olan teslimiyetin ve sadakatin bir ifadesi değil, aynı zamanda toplumda dayanışmanın, yardımlaşmanın ve adaletin bir simgesidir. Bu kutsal geleneği yaşatmak ve anlamını derinleştirmek, insanlığın ortak sorumluluğudur. Kurban bayramları vesilesiyle, kurban kesmenin sadece dini bir ritüel olmanın ötesinde, doğaya ve insanlığa olan sorumluluğumuzu da hatırlattığını unutmamalıyız.
Sonuç:
Kurban, Hz. İbrahim’in imtihanıyla başlayan ve Allah’ın lütfunun paylaşılmasıyla devam eden kutsal bir geleneği temsil eder. İnsanlar arasındaki eşitsizlikleri ve doğanın dengesizliğini göz önünde bulundurarak, bu geleneği yaşatmak ve anlamını derinleştirmek hepimizin sorumluluğudur. Yüce Rabbimize hamd olsun, Kurban Bayramı vesilesiyle bir kez daha bu değerleri hatırlama ve yaşama fırsatı buluyoruz.
Bayramınız mübarek olsun. Nice bayramlarda buluşmak dileğiyle hoşça kalın.