KABİR AZABININ İSLAM’DAKİ YERİ VE ANLATIMLARI

Giriş:

Kabir azabı, birçok dini inanç sisteminde ölüm sonrası yaşamın bir parçası olarak kabul edilen ve insanların manevi dünyasında derin etkiler bırakan bir kavramdır. Bu kavram, ölüm sonrası hayatın nasıl şekilleneceği konusunda insanların duydukları endişeleri ve umutları yansıtır. Dinlerin öğretileri ve Kutsal sayılan metinlerde yer alan rivayetler, kabir azabının varlığı veya yokluğu konusunda farklı görüşlere sahip olanlar arasında uzun süredir tartışılmaktadır. Bu makalede, kabir azabının İslam’daki yerini ve farklı anlatımlarını hadis rivayetleri ve Kur’an ayetleri ışığında, derinlemesine ele alacağız.

Kabir Azabının Varlığına İnananların Görüşleri:

Kabirde sual ve kabir azabının olup olmadığı konusu bir inanç meselesidir. Kabir azabının olup olmadığı İslam alimleri arasında tartışma konusu olmuş ve bu konu tartışılmıştır. Bazı İslam alimleri kabirde sual ve kabirde azab olduğuna dair fikir beyan etmişlerdir.

Kabir azabının varlığını savunan alimler, İslam dünyasında büyük bir çoğunluk oluşturur. Bu alimler, genellikle Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat görüşüne bağlıdırlar. Kabir azabının hem Kur’an’da hem de sahih hadislerde delillerinin bulunduğunu savunurlar. İşte bu görüşü savunan bazı önemli alimler:

  1. İmam Ebu Hanife: Hanefi mezhebinin kurucusu olan İmam Ebu Hanife, kabir azabının varlığını açıkça savunmuştur. Onun eserlerinde kabir azabına dair çeşitli deliller bulunur.
  2. İmam Şafii: Şafii mezhebinin kurucusu olan İmam Şafii de kabir azabının varlığını kabul eden ve savunan önemli bir alimdir.
  3. İmam Malik: Malikî mezhebinin kurucusu olan İmam Malik, kabir azabını kabul eden alimlerdendir ve onun görüşleri de bu konuda son derece nettir.
  4. İmam Ahmed bin Hanbel: Hanbeli mezhebinin kurucusu olan İmam Ahmed bin Hanbel de kabir azabının varlığına inanan ve savunan alimler arasında yer alır. Onun hadis külliyatı bu konuda önemli bir kaynaktır.
  5. İmam Nevevi: İmam Nevevi, Şafii mezhebine mensup önemli bir hadis ve fıkıh alimidir. Kabir azabı hakkında sahih hadisleri topladığı eserleri bulunmaktadır.
  6. İbn Teymiyye: İbn Teymiyye, Selefi gelenekten gelen bir alimdir ve kabir azabının varlığını savunan pek çok eser kaleme almıştır.
  7. İmam Gazali: İslam felsefesi ve tasavvuf alanında önde gelen isimlerden biri olan İmam Gazali de kabir azabının varlığını kabul etmiş ve eserlerinde bu konuyu işlemiştir.

Bu alimler, kabir azabının hem Kur’an’da hem de sahih hadislerde geçen delillerle sabit olduğunu savunmuşlardır. Ehl-i Sünnet inancına göre, kabir azabı dünya hayatı ile ahiret hayatı arasındaki berzah aleminde yaşanacak bir durum olarak kabul edilir ve bu görüş, İslam dünyasında yaygın bir kabuldür.

Doğru olduğuna dair fikir beyan edenler bunu hadis rivayetlerine ve bazı ayetlere dayandırmışlardır. Örneğin, İbrahim sûresinin 27. âyetinin, kabir azâbı hakkında nâzil olduğuna dair Buhârî ve Müslim’de rivayetler bulunmaktadır (bk. Buhârî, Cenâiz 87; Müslim, Cennet 74).

Hadis rivayetleriyle ilgili Örnekler

• İbn Abbas’tan (radıyallahu anh) rivâyet olunan hadis:

“Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) (bir gün) Medine’de bir hurma bahçesinden geçerken kabirlerinde azap görmekte olan iki insanın sesini işitti.

Bunun üzerine şöyle buyurdu: Bu ikisi azap çekiyorlar. Çektikleri azap da büyük bir şey değildir (kolay olan, fakat ondan korunmaları nefislerine zor gelen bir şey idi). Oysa o şey, büyük günah idi.

Sonra şöyle buyurdu: Evet! Onlardan birisi, idrar sıçrantısına karşı korunmaz, diğeri ise (insanlar arasında) laf getirip götürürdü (koğuculuk yapardı).

Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) sonra yaprağı olmayan yaş bir hurma dalı isteyerek onu ikiye ayırdı. Bir parçasını birinin üzerine dikti, diğerini de öbürünün üzerine dikti ve şöyle buyurdu: “Bu iki dal, yaş kaldıkça o ikisinden azabın hafifletilmesini ümit ederim.” (Buhârî)

• Berâ İbni Âzib’den Gelen Rivayet:

Berâ İbni Âzib radıyallahu anhumâ’dan rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Müslüman kabirde sorguya çekildiği zaman, Allah’dan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın resûlü olduğuna şehâdet eder. İşte bu şehâdet, Kur’ân–ı Kerîmdeki “Allah, kendisine iman edenleri hem dünyada hem de âhirette sağlamlaştırır “ [İbrâhim sûresi (14), 27] âyetinin delâlet ettiği mânâdır.”

• Kabir Azabının Farklı Tipleri Hakkında Hadisler:

(Tirmizi, Kıyamet, 26) “Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçe yahut cehennem çukurlarından bir çukur olacaktır.”

(Tirmizi, Zühd, 5) “Kabir, ahiret duraklarının ilkidir. Bir kimse eğer o duraktan kurtulursa sonraki durakları daha kolay geçer. Kurtulamazsa, sonrakileri geçmek daha zor olacaktır.”

(İbn Kayyim, “Ruh”, sayfa: 89) Belirli bir süreye kadar azap gördükten sonra kabir azabı kesilir. Cehennemde azap gördükten sonra kendisinden azap kaldırılan kimse gibi, daha sonra azap ondan kaldırılır. Ölünün yakın akrabası veya başkası tarafından kendisi için yaptığı duâ, verdiği sadaka, yaptığı istiğfar veya haccın sevabının kendisine ulaşmasından dolayı kabir azabı ölüden kesilebilir.”

• Kabir Azabının Doğruluğuyla İlişkilendirilen Ayetlerin, rivayetler baz alınarak çevrilmiş mealleri aşağıdadır:

1. İbrahim Suresi 27. Ayet

“Allah, iman edenleri dünya hayatında da, ahirette de sabit bir söz ile sağlamlaştırır. Zalimleri ise saptırır. Allah dilediğini yapar.”

2. Secde Suresi 20. ve 21. Ayet

20. Ayet: “Ama yoldan çıkanlara gelince, onların sığınacakları yer ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde oraya geri çevrilirler ve kendilerine, ‘Yalanlamakta olduğunuz ateşin azabını tadın’ denilir.”


21. Ayet: “O büyük azabın (cehennemin) dışında, onlara mutlaka daha yakın olan azabı da tattıracağız. Umulur ki dönerler.”

3. Tövbe Suresi 9. ve 101. Ayet

9. Ayet: “Onlar Allah’ın ayetlerini az bir değer karşılığında sattılar ve insanları O’nun yolundan alıkoydular. Gerçekten onların yapmakta oldukları ne kötüdür!”


101. Ayet: “Çevrenizdeki bedevilerden münafıklar var. Medine halkından da münafıklıkta ileri gidenler var. Onları bilmezsin, biz biliriz. Onlara iki kere azap edeceğiz, sonra da büyük bir azaba itileceklerdir.”

4. Mümin Suresi 45. ve 46. Ayet

45. Ayet: “Allah, ona karşı kurdukları tuzağın şerrinden o mümini korudu. Firavun ailesini ise azabın en kötüsü kuşattı.”


46. Ayet: “Onlar, sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet kopacağı gün ise, ‘Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun’ denilecektir.”

5. Enam Suresi 93. Ayet

“Allah’a karşı yalan uydurandan veya kendisine hiçbir şey vahyedilmemişken, ‘Bana vahyolundu’ diyenden, yahut ‘Allah’ın indirdiği gibi ben de indireceğim’ diyenden daha zalim kimdir? O zalimleri ölümün şiddeti içinde, melekler de ellerini uzatmış, ‘Canlarınızı çıkarın. Allah’a karşı gerçek olmayanı söylediğiniz ve O’nun ayetlerine karşı kibirlendiğiniz için bugün alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız’ derken bir görsen!”

6. Hac Suresi 31. Ayet

“Allah’a yönelenler olun, O’na şirk koşanlardan olmayın. Kim Allah’a ortak koşarsa, o sanki gökten düşmüş de kuşlar onu kapışmış veya rüzgar onu uzak bir yere sürükleyip atmış gibidir.”

7. Araf Suresi 40. Ayet

“Âyetlerimizi yalanlayıp onlara karşı kibirlenenlere göğün kapıları açılmayacak ve deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete giremeyeceklerdir. Suçluları işte böyle cezalandırırız.”

Bu mealler, Kuran’da yer alan ilgili ayetlerin Türkçe çevirileridir. Ayetlerin detaylı anlam ve yorumları:

Ehli Sünnet’in bu ayetlere genel yaklaşımını ayrı ayrı açıklayalım:

1. İbrahim Suresi 27. Ayet:

  • Ehli Sünnet Yorumu: Bu ayette, Allah’ın iman edenleri hem dünya hem de ahirette “sabıt söz” ile yani “kelime-i tevhid” ile sabit kılacağı ifade edilmektedir. Ehli Sünnet, bu ayeti iman edenlerin doğru yolda kalması ve Allah’ın yardımıyla imanda sabit olmaları olarak yorumlar. Zalimlerin saptırılması ise onların kendi kötü fiillerine ve sapkınlıklarına bağlanır; Allah, onları sapkınlıklarına devam etmeleri için serbest bırakır.

2. Secde Suresi 20-21. Ayet:

  • Ehli Sünnet Yorumu: Ehli Sünnet’e göre, bu ayetler cehennem azabının kaçınılmazlığını ve dünya hayatında işlenen günahların cezasını vurgular. “Daha yakın olan azap” ifadesi, bazı yorumculara göre dünya sıkıntıları, savaşlar veya çeşitli dünyevi musibetler olabilir. Bu sıkıntılar, insanları doğru yola döndürmek amacıyla Allah tarafından bir uyarı olarak gönderilir.

3. Tövbe Suresi 9. ve 101. Ayet:

  • Ehli Sünnet Yorumu: Ehli Sünnet, bu ayetlerde münafıklığın büyük bir günah olduğunu ve Allah’ın münafıkları bildiğini vurgular. Onların dünyada ve ahirette azap göreceği ifade edilir. Ehli Sünnet âlimleri, münafıklığı ve ikiyüzlülüğü, toplumun huzurunu bozan en büyük tehlikelerden biri olarak değerlendirir ve bu ayetleri buna işaret eden uyarılar olarak kabul eder.

4. Mümin Suresi 45-46. Ayet:

  • Ehli Sünnet Yorumu: Ehli Sünnet’e göre, bu ayetlerde Firavun ve yandaşlarının dünya hayatında Allah’ın gazabına uğradıkları ve ahirette de büyük bir azap görecekleri anlatılmaktadır. “Ateşe sunulmak” ifadesi, ölen kafirlerin ruhlarının berzah aleminde cehennem ateşi ile azap göreceğine dair bir işaret olarak yorumlanır. Ahirette ise, beden ve ruh birlikte cehennem azabına maruz kalacaktır.

5. Enam Suresi 93. Ayet:

  • Ehli Sünnet Yorumu: Bu ayet, sahte peygamberlik iddiasında bulunanlar ve Allah adına yalan söyleyenlerin büyük bir günah işlediklerini ve kıyamet gününde bu yalanlarının cezasını çekeceklerini belirtir. Ehli Sünnet, bu ayeti Allah’a karşı işlenen en büyük suçlardan biri olan sahte peygamberlik iddiası ve Allah adına yalan uydurmanın cezasının büyüklüğünü göstermek için kullanır.

6. Hac Suresi 31. Ayet:

  • Ehli Sünnet Yorumu: Bu ayet, Allah’a şirk koşmanın ne kadar büyük bir günah olduğunu ve bu günahın insanı hem dünyada hem de ahirette felakete sürükleyeceğini vurgular. Ehli Sünnet, bu ayeti şirkin Allah katında affedilmez bir suç olduğu ve şirk koşmanın insanı iman dairesinden çıkaracağı şeklinde yorumlar.

7. Araf Suresi 40. Ayet:

  • Ehli Sünnet Yorumu: Bu ayette, Allah’ın ayetlerini inkâr eden ve kibirlenen kişilerin cennete asla giremeyeceği belirtilir. Ehli Sünnet, bu ayeti inkârcılığın ve kibirli olmanın cezası olarak değerlendirir ve “devenin iğne deliğinden geçmesi” ifadesini, kibirli insanların cennete girmesinin imkânsızlığına dair güçlü bir metafor olarak kabul eder.

Genel olarak, Ehli Sünnet bu ayetleri, Allah’ın adaleti, iman edenlerin mükafatı ve zalimlerin cezası ekseninde yorumlar. Kabir azabının berzah aleminde ruha yapılan bir azap olduğu inancını öne çıkarır. Ayetlerin tefsirinde, Allah’ın rahmetinin yanında gazabının da önemli olduğu, dünya hayatının bir imtihan olduğu ve ahiret hayatının kaçınılmaz bir gerçek olduğu vurgulanır.

Kabir Azabının Varlığına Karşı Çıkanların Görüşleri:

• Mutezile’nin Hadis Rivayetlerinin Aktarımı Konusundaki Eleştirileri:

Bazı İslam alimleri de kabir azabının doğru olmadığına dair fikir beyan etmişlerdir. Doğru olmadığına dair fikir beyan edenler, hadis rivayetlerini güvenilir bulmamışlardır. Kabir azabının olmadığını Kur’an ayetlerine dayandırmışlar, Kur’an’da kabir azabı olmadığını söylemişlerdir. Kabir azabının varlığı konusunda İslam tarihi boyunca farklı görüşler ortaya atılmıştır. Ancak, bu konuda açıkça karşı çıkan bazı alimler şunlardır:

  1. Mu’tezile Mezhebi: Bu mezhep mensupları, akılcılığı öne çıkardıkları için kabir azabı gibi hadislerle sabit olan konuları, Kur’an’da doğrudan bir referans bulunmadığı gerekçesiyle reddetmişlerdir. Mu’tezile alimleri, kabir azabının akla ve adalete uygun olmadığını çünkü insanların kabirde aynı süre kalmadıklarını, erken ölenin geç ölenden daha çok azap çekeceğini ve bunun Allah’ın adaletine uygun olmadığını savunmuşlardır.
  2. Cahız (al-Jahiz): Mu’tezile mezhebine mensup olan Cahız, kabir azabını kabul etmeyen alimlerden biridir. Onun görüşleri, genellikle Mu’tezile’nin genel bakış açısını yansıtır.
  3. Ebû’l-Huzeyl el-Allâf: Mu’tezile’nin önde gelen isimlerinden biri olan Ebû’l-Huzeyl el-Allâf da kabir azabını reddeden alimlerdendir.

Bu alimlerin ortak noktası, akılcı bir yaklaşım benimsemeleri ve Kur’an’da doğrudan bir delil olmadığı sürece hadislerle sabit olan bazı konuları kabul etmemeleridir. Bu nedenle, kabir azabını kabul etmeyen görüşlerini bu çerçevede şekillendirmişlerdir.

Kaynak:

(Buhârî, (Cenâiz 87).

(Müslim, (Cennet 74).

(İbnü’l-Hümâm, Fethü’l-kadîr, 2/104-105).

(el-Fetâvâ’l-Hindiyye, 1/157).

(İbn Kayyim, “Ruh”, sayfa: 89).

(Tirmizi, Zühd, 5).

Kur’an’ı Kerim