Allah Bizimle Nasıl Konuşuyor?

Bu en çok düşünülen hem felsefi hem de teolojik bir soru: Allah bizimle nasıl konuşur? İnanç dünyasında bu konuya birkaç farklı pencereden bakabiliriz. Bu yazıda, Allah’ın insanlarla iletişim kurma yolları inceleniyor. Vahiy, kitaplar, doğa ve ibadetler üzerinden bu iletişim biçimleri ele alınıyor. İnsan aklının kullanılması ve kalp huzuru da önemli unsurlardır. Her birey, Allah’a ulaşmak için farklı yollar bulabilir; cennet ve cehennem arasında da bu farklılıklar belirleyici olabilir.

İnanç Perspektifinden İletişim Yolları

İslam inancına ve genel teolojik yaklaşımlara göre, Allah insanlarla farklı yollardan iletişim kurar. İletişim yollarını genellikle şu başlıklar altında toplayabiliriz. 

Vahiy ve Kitaplar:

En temel iletişim yolu vahiy ve kitaplar kabul edilir. Cebrail aracılığıyla vahiy peygamberlere iletilir. Allah bazı peygamberlerle perde arkasından yani zatını göstermeden konuşmuştur. 

Kur’an’ı Kerim, Tevrat ve İncil Allah’ın insanlara gönderdiği kitaplardandır. Her millete kendi dilinde kitaplar indirmiştir. Allah, bu kitaplar vasıtasıyla insanlara hitap eder. Onu okumak O’nun ne söylediğini anlamaktır. 

Kainatın Dili (Tekvini Ayetler): 

Birçok düşünür, doğadaki nizamın, yıldızların hareketinin ve yaşamın mucizelerinin Allah’ın bir “konuşma” biçimi olduğunu savunur. Yani evren, O’nun isim ve sıfatlarını yansıtan görsel bir hitap gibidir. 

Hz. İbrahim bu görsellere bakarak Allah’ı arama yolculuğuna çıkmıştır. Önünde bir rehber olmaksızın yönünü Allah’a çevirmiştir. Bu en büyük erdemdir çünkü insanların çoğunluğu peygamber geldiği ve önlerine kitaplar konduğu halde inkar yolunu seçmişken Hz. İbrahim elçi ve kitap olmaksızın aklını kullanarak O’na ulaşmıştır. 

Kendilerine peygamberler ve kitaplar gelenlerle, kendilerine hiç bir şey gelmemiş Allah’ı aklını kullanarak bulmuş olanlar arasındaki fark: Kendisine peygamber gelen ve önünde bir kitap bulunan kimse diğerinden daha şanlı değildir. Çünkü Allah’a uzanan yol tek değildir. Kainat da okunabilen bir kitaptır. Hz. İbrahim Allah’ın en sevdiği ve ayetlerde zikrettiği kuldur. Onun diğer insanlardan farkı Allah’ı akıl yoluyla araması ve bulmasıdır. 

Bu Allah’ın kullarıyla konuşma yollarının sadece kitaplara bağlı olmadığını, insanın aklını kullanarak da  Allah’ı bulabileceğine dair bir örnektir. Kainata bakarak Allah’ın varlığına ulaşan ve merhametli olup iyilik yapan kimsenin iyiliği karşılıksız kalmaz. Kitap indirildiği ve gerçekleri gördüğü halde günahlarda aşırı gidenin yaptığı da karşılıksız kalmaz. 

Dualar ve Kalplerin Yumuşaması:

İnanan insanların kalbine Allah bir sekinet indirir. Allah’ın kendisini duyduğunu ve gördüğünü düşünen bir insan, dualar vasıtasıyla Rabbiyle bağlantı kurar. Bu bağlantı kendisine huzur verir ve kalbinde hissettiği bu huzurla doğru yolu bulur. Bu durum, Allah’ın kulunun kalbiyle kurduğu özel bir bağ olarak nitelendirilir.

 İbadetler: 

Namaz gibi ibadetler, kulun Yaradan’ın huzuruna çıktığı ve manevi bir diyalog kurduğu anlar olarak kabul edilir. İbadet yalnız namazdan, oruçtan ve haçtan ibaret değildir. Allah’ın gönderdiği kitapları okuyup üzerinde düşünmek (zikir ve tefekkür), Allah’ın düşman değil bir dost olduğunu idrak etmek, onun tavsiyelerine göre hayatını düzenlemek de bir ibadettir. 

Sanata bakıp sanatçısını hatırlamak da bir ibadettir. Doğadaki nizama bakıp Allah’ın varlığına inanmak da onun yarattığına merhametli, saygılı davranmak ve iyilik etmek de bir ibadettir. 

İçsel Bir Yolculuk Olarak Bakış:

Felsefi bir açıdan bakarsak, bu “konuşma” her zaman sesli harflerle olmaz. Bazen vicdanınızın sesi, bazen bir iyilik sonrası hissettiğiniz o derin tatmin duygusu, bazen de bir zorluk anında karşınıza çıkan beklenmedik bir kapı, bu iletişimin bir parçası olarak yorumlanabilir.

“Göklerde ve yerde ne varsa O’nu tesbih eder.” (Haşr Suresi, 24)

Bu perspektife göre, aslında her şey kendi lisanıyla O’ndan bahsetmektedir; mesele, bizim bu “sesi” duyabilecek manevi bir frekansta olup olmamamızdır.

Sonuç:

İnsan, kainatın bir özeti gibidir. Diğer varlıklar iradeleri dışında, yaratılış kodlarıyla bu tesbihi gerçekleştirirken; insana bu koroya bilinçli bir şekilde katılma yetisi verilmiştir. Manevi frekans dediğimiz olgu, aslında “kalp kulağının” açılmasıdır.