Bir sineğin kanadının yakından çekilmiş fotoğrafı. Soluk bej arka plan üzerinde kanadın ince damarları net biçimde görülüyor.

Sineğin İlahi Mesajı: Acziyetinizin Farkına Varın

Giriş: Sessiz Bir Uyarının Yankısı

İnsanoğlu, kendini güçlü sanmayı sever. Kimi ellerine geçirdiği imkânlarla gururlanır, kimi bilgisini mutlak sanır, kimi de sahip olduğu konumla başkalarına hükmedebileceğini zanneder. Oysa kâinatın derinliklerinde öyle bir gerçek vardır ki; bir sineğin kanat çırpışı bile bu zannı yerle bir etmeye yeter.

  1. Giriş: Sessiz Bir Uyarının Yankısı
  2. Bir Sineğin Kanadında Gizli Hakikat
  3. Modern Çağın Sessiz Putları
  4. Tefekkür: Güvenin Doğru Adresi
  5. Sonuç: Sineğin Öğrettiği Sessiz Ders

“Ey insanlar! Size bir örnek verildi, şimdi onu dinleyin: Allah’tan başka yalvardıklarınız bir sinek bile yaratamazlar. Hatta sinek onlardan bir şey kapacak olsa, onu ondan geri de alamazlar. İsteyen de âcizdir, istenen de.” (Hac Suresi, 73. Ayet)

Bir Sineğin Kanadında Gizli Hakikat

Sinek… Kimi zaman rahatsız edici bir varlık gibi görülür. Ama Allah’ın kudreti, işte bu küçücük canlıda öylesine incelikli tecelli eder ki; onun yaratılışındaki sır, nice teknoloji ve bilgiden daha büyüktür.

Bir insan, bir şehir inşa edebilir… Ama bir sineğin bir hücresini bile ne yoktan ne de yokken var edebilir. Tek bir hücrede öyle bir ilim gizlidir ki insanın acziyetini yüzüne vurur.

Bir sinek, insandan bir hücre koparsa insanın onu yaratıp yerine koyma gibi bir ilmi yoktur. Her ikisi de bir hücreyi bile yaratmaktan acizdir ama insan her şeyi bildiğini zanneder. Yaratana karşı saygı yerine kibir gösterir. Ben kimim, neye muktedirim, bu kibir niye diye özeleştiride bulunmaz.

İşte bu yüzden ayet, büyük bir dağ ya da devasa bir yaratık üzerinden değil; en küçük görünen bir varlık üzerinden konuşur çünkü hakikat çoğu zaman büyüklükte değil, küçüklüğün içinde saklıdır.

Acziyetin Aynası:

“İsteyen de âciz, istenen de…”

Bu cümle, insana dönüp bakan bir ayna gibidir.

İnsan Allah’ı bırakır, kullarından yardım ister ama kendisi de yardım istedikleri de güçsüzdür. İnsanın istediği şeyler—para, makam, sistemler—de aslında sinekten daha değersizdir. Sonra o kıskandığı, kıyamadığı şeylerin hepsi başkasına kalır. Ona onların hesabını vermekten başka bir şey kalmaz.

Güçlü sandıklarımızın maskesi, en küçük bir sarsıntıda düşer. İşte o an, sineğin küçüklüğüyle insanın büyüklük vehmi yer değiştirir.

Modern Çağın Sessiz Putları

Geçmiş kavimlerin putları taş ve tahtadandı. Bugünün putları ise çoğu zaman görünmezdir:

Para, çoğu yüreğin tapınağına yerleşmiştir. Makam ve güç, nice insanın yönünü belirler. Bilim, bazı zihinlerde mutlak kudret yerine konur. İnsanların onayı, kimilerini hakikatten uzaklaştırır.

Oysa bu sahte dayanakların hiçbiri, bir sineğin yaratılışına güç yetiremez. Bir sinek, modern dünyanın dev kulelerini değil ama içimizdeki putları sessizce yıkar.

Tefekkür: Güvenin Doğru Adresi

Bu ayet, “Kime güveniyorsun?” sorusunu fısıldar.

Geçici olana mı? Yoksa sonsuz kudrete mi?

İnsanın gerçek gücü, sahip olduklarında değil; sahip olmadığını bilip Allah’a yönelmesindedir. Acziyet bir zayıflık değil; tevazunun, teslimiyetin ve hakiki güce yaslanmanın kapısıdır.

Sonuç: Sineğin Öğrettiği Sessiz Ders

Bir sinek, insana kibrini değil, acziyetini hatırlatır.

Bir sinek, “Beni yaratamayanlara neden tapıyorsun?” diye sormadan sorar.

Ve bir sinek, her kanat çırpışında insanın kalbine şu hakikati fısıldar:

“Gerçek güç yalnızca Allah’a aittir.”

İnsanın büyüklüğü, kendini güçlü sanmasında değil; gücün kaynağını bilmesindedir.