Özet
Enfâl Suresi’nin 65 ve 66. ayetleri, İslam düşüncesinde sıklıkla “nesih”, “moral motivasyon” ve “ilâhî mükellefiyetin sınırları” tartışmaları bağlamında ele alınmıştır. Bu çalışma, söz konusu iki ayeti nüzul bağlamı, dilsel yapı, klasik tefsir geleneği ve çağdaş yorumlar ışığında incelemekte; özellikle ikinci ayetin birincisini “neshettiği” iddiasını eleştirel biçimde değerlendirmektedir. Çalışma, bu ayetlerin ilâhî hitabın pedagojik yönünü ve insan kapasitesine göre yükümlülük ilkesini yansıttığını savunmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Enfâl 65–66, nesih, mükellefiyet, ilâhî hitap, insan kapasitesi, cihad ahlâkı.
Okuyucu Notu
Bu yazı, Enfâl Suresi 65–66. ayetlerini siyâk–sibâk bütünlüğü ve insan kapasitesini gözeten ilâhî hitap anlayışı çerçevesinde ele almaktadır. Metin, nesih varsayımını sorgulayan tefekkür odaklı bir okuma teklif etmektedir.
Giriş
Kur’an ayetlerinin anlaşılmasında en sık karşılaşılan problemlerden biri, ilâhî hitabın zamansal bağlam ile insan kapasitesi arasındaki ilişkisinin yeterince dikkate alınmamasıdır. Enfâl Suresi 65 ve 66. ayetleri, bu ilişkinin en çarpıcı örneklerinden birini sunar. İlk bakışta iki ayet arasında bir “oran değişikliği” göze çarpar: Bir ayette müminlerin on katı düşmana karşı direnç göstermesi beklenirken, hemen ardından gelen ayette bu oran bire ikiye düşürülmektedir. Bu durum, klasik literatürde çoğunlukla “nesih” kavramı üzerinden açıklanmıştır. Ancak bu açıklama, hem Kur’an’ın bütüncül hitap yapısı hem de ilâhî adalet ilkesi açısından yeniden düşünülmeye muhtaçtır.
İÇİNDEKİLER
- Özet
- Giriş
- Siyâk ve Sibâk: Bedir Bağlamı
- Dilsel ve Kavramsal İnceleme
- Ara Değerlendirme: Kur’an’da İdeal ile Gerçeklik Arasındaki Denge
- Nesih Tartışması: Gerçekten Bir Hüküm Kaldırma mı?
- İlâhî Hitabın Pedagojik Yönü
- Günümüze Bakan Yönü
Ayetlerin Metni ve Meali
Enfâl 8/65:
“Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et. Eğer sizden sabırlı yirmi kişi olursa, iki yüz kişiye galip gelirler; eğer sizden yüz kişi olursa, inkâr edenlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlayışsız bir topluluktur.”
Enfâl 8/66:
“Şimdi Allah sizden yükü hafifletti ve sizde bir zayıflık olduğunu bildi. Artık sizden sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelir; sizden bin kişi olursa Allah’ın izniyle iki bin kişiye galip gelir. Allah sabredenlerle beraberdir.”
Siyâk ve Sibâk: Bedir Bağlamı
Bu ayetler, Bedir Savaşı sonrasında nazil olmuştur. Müslümanlar sayıca az, tecrübe bakımından sınırlı ve psikolojik olarak baskı altındadır. Enfâl Suresi genel olarak ganimet, savaş ahlâkı, itaat ve moral motivasyon konularını ele alır. 65. ayet, müminlere yüksek bir ideal ve moral hedef sunarken; 66. ayet, bu idealin insanî sınırlarla dengelenmesini temsil eder. Bu açıdan bakıldığında, iki ayet arasında bir çelişki değil, pedagojik bir tamamlayıcılık söz konusudur.
Dilsel ve Kavramsal İnceleme
“Sabırlı” (صَابِرُونَ) Kavramı
Her iki ayette de belirleyici nitelik “sayı” değil, “sabır”dır. Ayetlerdeki matematiksel oranlar, mutlak askerî denklemler değil; sabır, bilinç ve direnç gibi niteliksel unsurların sembolik ifadesidir. Nitekim Kur’an’da sabır, nicelikten çok nitelik belirleyici bir kavram olarak kullanılır.¹
“Allah Bildi” İfadesi
Ayatte geçen “Allah sizde bir zayıflık olduğunu bildi” ifadesi, ilâhî bilginin yeni bir durumu öğrenmesi anlamında değil; muhatabın fiilî durumunun dikkate alınması anlamındadır. Bu ifade, ilâhî hükmün insan kapasitesine göre tecelli ettiğini gösterir.
Ara Değerlendirme: Kur’an’da İdeal ile Gerçeklik Arasındaki Denge
Kur’an’ın ilâhî hitabı, muhatabını mevcut hâliyle onaylayan pasif bir dil kullanmaz; fakat onu aşan, insanî sınırları yok sayan bir yükümlülük de getirmez. Bu denge, Enfâl Suresi 65–66. ayetlerinde açık biçimde gözlemlenir. İlk ayet, müminlere yüksek bir ideal sunarken; ikinci ayet, bu idealin insan kapasitesiyle uyumlu biçimde yeniden düzenlendiğini göstermektedir.
Bu yaklaşım, Kur’an’ın genel pedagojik yönteminin bir yansımasıdır. İlâhî mesaj, önce insanı potansiyeline çağırır, ardından bu potansiyelin fiilî sınırlarını dikkate alır. Böylece sorumluluk, ulaşılması imkânsız bir beklentiye değil; gelişmeye açık bir hedefe dönüşür. Bedir bağlamında sayısal oranların zikredilmesi, nicel bir zorunluluk değil; nitel bir dönüşüm çağrısıdır.
Kur’an’da ideal–gerçeklik dengesi, yalnızca savaş bağlamında değil; ibadet, ahlâk ve toplumsal sorumluluk alanlarında da gözlemlenir. Tedricilik ilkesi, bu dengenin en belirgin tezahürlerinden biridir. Yükümlülüklerin zamana ve muhatabın durumuna göre şekillenmesi, ilâhî hitabın merhamet ve hikmet boyutunu görünür kılar.
Bu çerçevede Enfâl 65–66, dinin insanı zorlayan değil; onu inşa eden bir yapıya sahip olduğunu gösterir. İlâhî mesaj, ideali kaldırmaz; fakat onu insanın taşıyabileceği bir zemine indirir. Böylece Kur’an, hem yön gösterici hem de insanî gerçekliği kuşatıcı bir rehber olarak konumlanır.
Nesih Tartışması: Gerçekten Bir Hüküm Kaldırma mı?
Klasik müfessirlerin önemli bir kısmı (Taberî, Kurtubî, İbn Kesîr) 66. ayetin 65. ayeti neshettiğini ileri sürmüştür.² Ancak bu yaklaşım, neshi “hükmün tamamen yürürlükten kaldırılması” şeklinde dar bir çerçevede ele alır. Oysa burada söz konusu olan şey, hükmün bağlama göre tahfif edilmesidir.
Modern usûl çalışmalarında bu durum daha çok beyan, tahsis veya tedric kapsamında değerlendirilir.³ Ayetlerin ikisi de mushaf düzeninde ardışık olup, biri diğerini iptal eden bir dil yapısı barındırmamaktadır. Aksine 66. ayet, 65. ayetin idealleştirilmiş hedefini insanî gerçeklikle uyumlu hâle getirmektedir.
İlâhî Hitabın Pedagojik Yönü
Bu iki ayet birlikte okunduğunda, Kur’an’ın muhatabını zorlayan değil, yetiştiren bir hitap dili kullandığı görülür. Önce yüksek bir ideal sunulur, ardından bu ideal insan kapasitesine göre dengelenir. Bu yöntem, eğitim psikolojisinde de bilinen bir ilkedir: Hedef, potansiyelin üzerinde belirlenir; fakat uygulama aşamasında bireyin gerçek durumu dikkate alınır.
Bu bağlamda Enfâl 65–66, yalnızca savaş ahlâkına değil; genel olarak ilâhî sorumluluk anlayışına dair evrensel bir ilke sunar:
Yükümlülük, kapasiteyi aşmaz.
Günümüze Bakan Yönü
Bu ayetler, çağdaş Müslüman düşüncede sıkça karşılaşılan “ideal–gerçeklik” çatışmasını anlamak için önemli bir anahtar sunar. Dini söylemin insanı aşırı yük altına sokması, çoğu zaman metnin bağlamından kopuk okunmasından kaynaklanır. Enfâl 65–66, dinin insanı zorlayan değil; insanı dönüştüren bir yapı sunduğunu gösterir.
Ayrıca bu ayetler, sayısal üstünlüğün mutlak belirleyici olmadığını; bilinç, ahlâk ve direnç gibi niteliklerin tarihsel süreçte daha belirleyici olduğunu vurgular. Bu yönüyle metin, salt askerî bir talimat değil; toplumsal dayanıklılığa dair bir ilke metni olarak da okunabilir.
Sonuç
Enfâl Suresi 65 ve 66. ayetleri, Kur’an’da ilâhî hitabın insan kapasitesiyle kurduğu hassas dengeyi açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu ayetler arasında bir nesih ilişkisi kurmak yerine, onları aynı pedagojik sürecin iki aşaması olarak okumak daha tutarlıdır. İlâhî mesaj, önce ideali gösterir; ardından insanın taşıyabileceği yükü esas alır. Bu yaklaşım, Kur’an’ın adalet, merhamet ve hikmet ilkeleriyle tam bir uyum içindedir.
Dipnotlar
Kur’an’da sabır kavramının niteliksel kullanımı için bkz. Bakara 2/153; Âl-i İmrân 3/200
Taberî, Câmiʿu’l-Beyân; İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm, Enfâl 65–66 tefsiri.
Fazlur Rahman, Islam and Modernity; Muhammed Abid el-Câbirî, Fehmu’l-Kur’ân.