Günümüzde modernite, “özgürleşme” adı altında kadına yeni roller biçerken, aslında binlerce yıllık bir menfaat döngüsünü de beraberinde getiriyor. Peki, İslam’ın getirdiği örtünme emri sadece bir kumaş parçası mıdır, yoksa kadını erkeğin seyir konforundan koruyan bir özgürlük ilanı mı?
Tarihsel Tekerrür: Erkek Neden Hep Kapalıydı?
Tarihsel sürece baktığımızda, özellikle Arap toplumunda erkeğin giyimi her zaman katmanlı, korunaklı ve statü odaklı olmuştur. Erkek kendini ağır kumaşlarla (abaya, imame, puşi) bir “güç” figürü olarak zırhlarken, kadınların (özellikle düşük statüdeki kadınların ve cariyelerin) teşhiri toplumun geneline yayılmış bir “seyir zevki” oluşturuyordu. Hatta Kabe’yi günah elbiselerinden arınma bahanesiyle çıplak tavaf etme geleneği, bu bakış sömürüsünün kutsal bir maske takmış haliydi.
Modern Dünya: Görünürlük Ekonomisi ve Sahte Saygı
Günümüzde tablo pek değişmiş değil. Erkekler iş dünyasında veya sosyal hayatta çoğunlukla tam giyimli (takım elbise, ceket vb.) bir ciddiyet sergilerken; kadının “saygı görmesi” veya “modern kabul edilmesi” ne kadar çok teşhir ettiğine bağlanmış durumda.
Analiz: Bu bir menfaat ilişkisidir. Erkek, kadının teşhirinden bedelsiz bir estetik tüketim sağlar; kadın ise bu teşhirin karşılığında aldığı “beğeniyi” özgürlük sanır. Oysa gerçek özgürlük, başkasının bakışlarına nesne olmayı reddetmektir.
Kur’an’ın Müdahalesi: Önce Bakışa, Sonra Bedene Sınır
İslam, bu tek taraflı menfaat zincirini iki aşamalı bir devrimle kırar:
- Bakışın Tesettürü (Nur, 30): Kur’an, emre önce erkekten başlar: “Mümin erkeklere söyle, bakışlarını sakınsınlar…” Bu, erkeğin seyir konforunu elinden alır. Ona, dünyayı mülkiyetine geçirmeye çalışan bakışlarını disipline etmeyi öğretir.
- Kalkan Olarak Cilbab (Ahzab, 59): Kadına verilen emir ise bir güvenlik ve kimlik duvarıdır: “Bu, onların tanınmaları ve incitilmemeleri için daha uygundur.” Buradaki örtü, kadını erkeğin “tüketici bakışından” çıkarıp onu bir “şahsiyet” olarak konumlandırır.
- Sonuç: Örtü Bir Sınırdır
Görüyoruz ki; erkekler tarih boyunca kapalı kalmayı tercih ederek güç devşirirken, kadınları soyunmaya teşvik etmek bir özgürleşme değil, bir pazarlama stratejisidir. İslam’ın tesettür anlayışı; erkeği “bakış sömürüsü” yapmaktan men ederken, kadını da “seyir nesnesi” olmaktan kurtarır.
Asıl özgürlük, kimin bakacağına ve neyi göreceğine kadının kendi iradesi ve ilahi sınırlar çerçevesinde karar vermesidir.