AHZÂB 50. AYETİ GRAMERE UYGUN OKURSAK SONUÇ NE OLUR?

Kur’ân-ı Kerîm’in lafzının (harf ve kelime diziminin) korunmuş olması, tarih boyunca anlamının da aynı titizlikle korunduğu anlamına gelmez. Zira anlam, yalnızca metinle değil; metne yaklaşan zihniyetle şekillenir. Bu nedenle tefsir geleneği boyunca bazı ayetler, içinde doğdukları kültürün değerleri, erkek egemen bakış açısı ve yerleşik kabullerle yeniden “inşa” edilmiştir.

Bu inşanın en dikkat çekici örneklerinden biri, Ahzâb Suresi 50. ayet üzerinden Peygamber’e (s.a.v) isnat edilen “nefsani arzu” iddiasıdır.

Bu iddia, ayetin gramer yapısı, fiil dizilimi ve şart cümleleri dikkate alındığında metnin kendisiyle değil; ona giydirilen yorumlarla ayakta durmaktadır.

Olmayan Kelimeyi Metne Giydirmek: “Evlen” Buyruğu Nerede?

Ahzâb 50. ayet çoğu meal ve anlatımda, Peygamber’e sunulmuş geniş bir “evlilik yetkileri listesi” gibi takdim edilir. Oysa ayete ön kabullerden arındırılmış, gramer merkezli bir okuma ile yaklaşıldığında bambaşka bir tablo ortaya çıkar.

Ayet metninde dikkat çeken ilk husus şudur:

Kuzenler zikredilirken “onlarla evlen” anlamına gelen herhangi bir emir fiili (اِنْكِح / نَكَحَ) bulunmamaktadır.

Metin, emir cümlesi değil; isim ve şart cümleleri üzerinden ilerler. Bu, ayetin bir talimat değil; bir hukukî ve toplumsal çerçeve çizdiğini gösterir.

“Helal Kılındı” Ne Demektir?

إِنَّا أَحْلَلْنَا لَكَ أَزْوَاجَكَ

“Biz sana eşlerini helal kıldık.”

Buradaki fiil mevcut durumu tanımlar; yeni bir yönlendirme veya teşvik içermez. Ayet, Resûlullah’ın zaten evli olduğu kadınların meşruiyetini teyit etmekle başlar. Ardından zikredilen gruplar, bağlamdan koparıldığında “potansiyel evlilik listesi” gibi okunmuş; ancak metnin kendi iç mantığı buna izin vermez.

Hicret Şartı: Biyolojik Değil, Ahlâkî Yakınlık

Ayetin en kritik kayıtlarından biri, çoğu zaman göz ardı edilir:

الَّتِي هَاجَرْنَ مَعَكَ

“Seninle birlikte hicret edenler”

Bu ifade, biyolojik akrabalığın tek başına yeterli olmadığını açıkça ortaya koyar. Burada esas alınan bağ, kan bağı değil; fedakârlık, mücadele ve ortak kader bilincidir.

Dolayısıyla ayet:

“Evlenebilirsin” dememekte, “Arzu listesi” sunmamakta, Aksine, ağır toplumsal bedeller ödemiş kadınlara yönelik bir onur iadesi ve koruma zırhı inşa etmektedir.

“Mü’min Bir Kadın Kendini Hibe Ederse…”

Şart Cümlesi Gözden Kaçırılıyor

Ayetin en çok istismar edilen bölümü şudur:

إِنْ وَهَبَتْ نَفْسَهَا لِلنَّبِيِّ إِنْ أَرَادَ النَّبِيُّ أَنْ يَسْتَنْكِحَهَا

Bu yapı iki katmanlı şart cümlesidir:

Kadının kendi iradesi Peygamber’in istemesi

Burada:

Emir yoktur, Teşvik yoktur, Mecburiyet yoktur.

Ayet, istisnai bir durumun hukukî sınırını çizer. Üstelik hemen ardından gelen ifade bu iznin genelleştirilemeyeceğini açıkça belirtir:

خَالِصَةً لَكَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِنِينَ

“Bu, müminlerden ayrı olarak sadece sana özgüdür.”

Yani bu durum, örnek alınacak bir model değil; sorumluluk yükü ağır, istisnai bir düzenlemedir.

Ayetin Amacı: Hevayı Değil, Haracı Kaldırmak

لِكَيْلَا يَكُونَ عَلَيْكَ حَرَجٌ

“Üzerinde bir sıkıntı olmasın diye…”

Ayetin gerekçesi son derece nettir:

Bu düzenleme, Peygamber’in nefsini değil; üzerine boca edilen toplumsal baskıyı, iftirayı ve dedikoduyu bertaraf etmek içindir.

Allah, Resûlü’nü:

İnsanların dilinden, Niyet okumalarından, Keyfilik ithamlarından bizzat korumaktadır.

Tarihsel Gerçeklik: Genelleme Çöker

Tarihsel veri nettir:

Peygamber’in hayatında tek bir kuzen evliliği vardır (Hz. Zeynep).

Buna rağmen ayeti “bütün kuzenlerle evlenme izni” şeklinde okuyanlar:

Metni genelleştirmekte, Grameri yok saymakta, Ayeti tarihsel pratikle çelişir hâle getirmektedir.

Bu, metni açıklamak değil; metni zorlamaktır.

Adaletle Çelişen Yorum İlahi Olamaz

Kur’an’ın temel ilkesi açıktır:

Adalet, merhamet ve sorumluluk.

Eğer bir yorum:

Adaleti zedeliyor, Kadını nesneleştiriyor, Peygamber’i hevasının peşinde biri gibi gösteriyorsa

O yorum, vahiyden değil; insan nefsinden süzülmüştür.

Hz. Âişe Rivayeti Meselesi: Metin mi, Yorum mu?

Hz. Âişe’ye atfedilen:

“Rabbin senin arzularını gerçekleştirmekte acele ediyor.”

sözü, bağlamından koparılarak:

“Peygamber kendi arzuları için ayet getirtiyor” şeklinde okunamaz.

Bu okuma:

Kur’an’ın ilahî kaynağına gölge düşürür, Peygamberliği beşerî çıkarla ilişkilendirir, Allah’a isnat edilen en ağır ithamlardan birine kapı aralar.

Sorun rivayette değil; rivayetin niyetli ve bağlamsız yorumundadır.

Sonuç

Ahzâb 50. ayet:

Bir evlilik teşviki değil, Bir arzu beyanı değil, Bir erkek ayrıcalığı hiç değildir.

Bu ayet, ağır bir toplumsal dönüşüm sürecinde:

Kadını koruyan, Yetimi gözeten, Peygamber’i iftiradan muhafaza eden yüksek ahlâklı bir adalet metnidir.

Kur’an, erkeğin nefsini değil; insanlığın onurunu korumak için indirilmiştir.