Hatemü’l-Enbiya ve Resûl-I Ekrem: Hz. Muhammed’in (sav) Çifte Makamı

İslam kelâmında ve nübüvvet teorisinde en çok tartışılan konulardan biri, peygamberlik makamlarının mahiyetidir. Hz. Muhammed (sav) için kullanılan “Resûl” ve “Nebî” sıfatları, onun hem vahye olan muhataplığını hem de toplumsal dönüşümdeki devrimci rolünü tanımlar. Kur’an-ı Kerim, onu her iki sıfatla da anarak, bu iki makamın onda bizzat cem olduğunu ilan eder.

“Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın Resûlü ve nebîlerin sonuncusudur (Hatemü’n-Nebiyyîn).” (Ahzab, 33/40)

1. Kavramların Birleştiği Nokta: Neden Her İkisi?

Hz. Muhammed’in şahsiyetinde bu iki kavramın ayrılmaz bir bütün oluşturmasının temel gerekçelerini şöyle analiz edebiliriz:

A. Nebî Olarak Hz. Muhammed: Haber ve Vahiy Makamı

Nebîlik, Allah ile kurulan dikey bağın adıdır. Hz. Muhammed, 40 yaşında Hira mağarasında “İkra” nidasıyla muhatap olduğunda, gayb aleminden haber getiren bir Nebî makamına erişmiştir.

• O, önceki nebîlerin getirdiği “Tevhid” mesajının varisidir.

• Nebîlik sıfatı, onun Allah katındaki seçilmişliğini ve yüksek manevi mertebesini vurgular.

B. Resûl Olarak Hz. Muhammed: Hatemü’l-Enbiya ve Resûl-i Ekrem: Hz. Muhammed’in (sav) Çifte MakamıTebliğ ve İnşa Makamı

Resûllük, bu haberin yeryüzünde bir nizam, bir hukuk ve bir toplum inşa etmesi sürecidir. Hz. Muhammed, kendisine vahyedilen Kur’an-ı Kerim’i bir “şeriat” (yol/yöntem) olarak insanlığa sunmuştur.

• Kendisine müstakil ve evrensel bir kitap (Kur’an) verilmiştir.

• Sadece bir uyarıcı değil, aynı zamanda toplumun her alanını düzenleyen bir elçidir.

2. Akademik Analiz: “Hatemü’n-Nebiyyîn” İfadesindeki İncelik

Ahzab Suresi 40. ayette, Hz. Muhammed için “Hatemü’r-Rusül” (Resûllerin sonuncusu) yerine “Hatemü’n-Nebiyyîn” (Nebîlerin sonuncusu) ifadesinin kullanılması akademik açıdan büyük bir öneme sahiptir:

Kapsayıcılık İlkesi: Mantık kurallarına göre; her resûl bir nebîdir, ancak her nebî bir resûl değildir. Eğer Kur’an “Resûllerin sonuncusu” deseydi, teknik olarak “Resûl olmayan bir nebî gelebilir” ihtimali açık kalabilirdi.

Kesin Hatime: “Nebîlerin sonuncusu” denilerek, vahyin en alt ve en temel basamağının kapandığı, dolayısıyla artık hiçbir şekilde ilahi bir haberci gelmeyeceği mühürlenmiştir.

3. Sonuç: Bir Makamın İki Yüzü

Hz. Muhammed (sav), Nebî sıfatıyla kalbini vahye açmış; Resûl sıfatıyla ise bu vahyi bir medeniyete dönüştürmüştür. O, nebîliğiyle “Hatem” (mühür), resûllüğüyle ise “Rahmeten li’l-âlemîn”dir (âlemlere rahmet).

Bu çifte makam, İslam’ın hem bireysel bir takva (nübüvvet boyutu) hem de toplumsal bir adalet ve nizam (risalet boyutu) dini olduğunu bizlere hatırlatmaktadır.

Akademik Referanslar (APA Standartları):

• İbn Kesîr. (2006). Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm. (Cilt 6). Kahire: Müessesetü’l-Kurtuba.

• Topaloğlu, B. (1991). Nübüvvet. TDV İslâm Ansiklopedisi.

• Yazır, E. M. H. (1935). Hak Dini Kur’an Dili. İstanbul: Matbaa-i Ebüzziya.