Meryem Suresi 51. Ayet Işığında Bir Seçilmişlik Portresi: Hz. Musa (As)

Kur’an-ı Kerim, peygamberlerin kıssalarını anlatırken her bir kelimeyi belirli bir hikmet ve ölçü üzerine bina eder. Meryem Suresi’nin 51. ayeti, Hz. Musa’nın şahsiyetini ve ona bahşedilen manevi makamları üç temel kavramla özetler: İhlas (seçilmişlik), Risalet ve Nübüvvet.

“Kitap’ta Musa’yı da an. Şüphesiz o, ihlas sahibi (seçilmiş) biriydi; bir resûl, bir nebi idi.” (Meryem, 19/51)

1. Muhlas Kavramı: Arındırılmış Bir Kul

Ayetin başında Hz. Musa için kullanılan “muhlesan” (veya bazı kıraatlerde muhlisan) ifadesi, onun sadece Allah’a yönelen biri olmadığını, aynı zamanda Allah tarafından özel olarak seçilip saflaştırıldığını gösterir. Bu, kulun kendi çabasının ötesinde, İlahi bir inayetin tecellisidir.

2. Kavramsal Analiz: Resûl ve Nebî Arasındaki Farklar

Ayetin sonunda yer alan “rasûlen nebiyyâ” ifadesi, Hz. Musa’nın her iki sıfata da sahip olduğunu vurgular. İslam alimleri ve dil bilimciler (Lügat ve Belağat ekolleri), bu iki kavram arasındaki nüansları titizlikle incelemişlerdir. İşte akademik perspektiften “Resûl” ve “Nebî” farkı:

A. Şeriat ve Kitap Yönünden Fark (Klasik Yaklaşım)

Geleneksel tefsir ekollerinde (Kelâm ve Fıkıh eksenli) en yaygın ayrım şudur:

Resûl: Allah tarafından kendisine yeni bir kitap ve yeni bir şeriat (hükümler bütünü) verilen peygamberdir.

Nebî: Kendisinden önceki bir resûlün şeriatını tebliğ eden, yeni bir kitap getirmeyen ancak vahiy alan peygamberdir.

Analiz: Her resûl aynı zamanda bir nebîdir, ancak her nebî bir resûl değildir. Hz. Musa, Tevrat ile gönderildiği için bu iki vasfı da bünyesinde toplamıştır.

B. Görev ve Tebliğ Kapsamı (Linguistik Yaklaşım)

Etimolojik ve bağlamsal (siyak-sibak) açıdan bakıldığında fark şöyle derinleşir:

Resûl (Gönderilen): Kelime anlamı itibarıyla bir “elçilik” görevini vurgular. Resûl, gönderildiği topluma karşı Allah’ın bir hücceti (delili) hükmündedir. Bir resûlün tebliği reddedildiğinde, o toplum genellikle dünyevi bir azapla karşı karşıya kalır.

Nebî (Haber Veren): Arapça nebe (önemli haber) kökünden gelir. Nebî, Allah ile olan dikey iletişimini ve gayb aleminden haber getirme vasfını temsil eder. Nebîlik, kişinin Allah katındaki makamını ve vahye muhataplığını; Resûllük ise bu vahyin insanlara ulaştırılmasındaki aktif misyonu ifade eder.

C. Hz. Musa Özelinde “Rasûlen Nebiyyâ” Dizilimi

Meryem Suresi’nde “Resûl” kelimesinin “Nebî”den önce gelmesi dikkat çekicidir. Bu, Hz. Musa’nın Firavun gibi güçlü bir otoriteye karşı yürüttüğü sosyal ve siyasal elçilik görevinin (Risalet), onun bireysel vahiy alma sürecinden (Nübüvvet) daha ön planda vurgulandığını gösterebilir.

3. Blog İçin Sonuç ve Hikmetler

Hz. Musa’nın hayatı, sadece bir tarihsel anlatı değil; bir müminin “muhlas” (arındırılmış) olma yolundaki azmini ve “risalet” (sorumluluk taşıma) bilincini temsil eder. O, hem göklerin haberini alan bir Nebî, hem de yeryüzünde adaleti ikame etmeye çalışan bir Resûl’dür.

Akademik Referanslar:

• Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, c. 5 (İstanbul: Azim Dağıtım, 2010), 124-128.

• Zemahşerî, el-Keşşâf an Hakâiki Gavamidi’t-Tenzîl, Meryem Suresi 51. ayet tefsiri.

• TDV İslâm Ansiklopedisi, “Nübüvvet” ve “Resûl” maddeleri