ÖLÜM VE KABİR AZABI

Hadis Rivayetlerinin Aktarımı ve Güvenilirliği Konusundaki Kuşkular: 

Rivayet kültürünü savunanlar, Peygamberimize selam veren, evine girip çıkanların tamamı ashaptanmış gibi kabul etmişlerdir. Nisa Suresi 81. Ayette bu konu vurgulanır ve müminler uyarılır. Bundan dolayı Ashaptan geldiği aktarılan rivayetlerin değerlendirilmesinde öncelikle ayetlerin dikkate alınması daha akılcı ve doğru bir yöntem olması gerekir. Aktarılan rivayetler, Kur’an’ı Kerim’deki ayetlerle karşılaştırılıp test edilmeden ve metin analizine tabi tutulmadan doğru kabul edilmemelidir.

Ashaptan geldiği rivayet edilen tüm hadisler sahih kabul edilmesi doğru olmayabilir. Ayetlere baktığımız zaman Peygamberimiz hayattayken bile ayetleri amacından saptırmaya çalışanların olduğu görülür. Bu kimseler, peygamber sevgisini istismar ederek amaçlarına ulaşmaya çalışıyor olabilirler. Böylece güvenilirliği tartışılan rivayetlerle bazı ayetler amacından saptırılarak gizlenmiş olabilir. Bu konuda titiz davranılması gerekebilir. Dolayısıyla Allah’ın uyarıları dikkate alınmalıdır. Allah ayetlerinde şöyle buyuruyor:

4: NİSA / 81. Onlardan bir kısmı sana tamam (inandık) diyorlar, senin yanından çıktıkları zaman senin söylediklerini amacından saptırmaya çalışarak geceliyorlar. Gizlice kurduklarını Allah yazıyor. Onlardan yüz çevir ve Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.

2: BAKARA / 105. Ne ehl-i kitaptan inkar edenler ne de müşrik olanlar Rabbinizden size bir iyilik indirilmesini istemezler. Allah rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah büyük lütuf sahibidir.

4: NİSA / 108. Bunlar, insanlardan (hainliklerini) gizlerler de Allah’tan gizlemezler. Halbuki geceleyin onlar O’nun istemediği şeyleri planlarlarken O, onların yanı başlarındadır. Allah, onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştı.

2: BAKARA / 109. Ehli kitaptan birçoğu, nefislerindeki hasetlikten dolayı hak kendilerine apaçık belli olduktan sonra sizi imanınızdan döndürüp kafir yapmak isterler. Allah bir emir indirinceye kadar onları hoş görüp affedin. Elbette Allah’ın her şeye gücü yeter.

2: BAKARA / 159. İnsanlar için indirdiğimiz apaçık delilleri ve doğru yolun kendisi olan ayetleri, biz kitapta açıkladıktan sonra gizleyenlere, Allah mutlaka lanet eder. Lanet edebilecek olanlar da lanet ederler.

• Kabir Azabının Olmadığıyla İlişkilendirilen Ayetler:

Kur’ân-ı Kerîm’de Münker ve Nekir diye adlandırılan bu iki meleğin adından söz edilmediği gibi kabirde ölünün sorguya çekileceğine dair açık bir ifadeye de rastlanmaz. Kabir azabının olduğunu açıkça ortaya koyan bir ayet yoktur. Ayetlerde bildirildiğine göre: İnsanlar, öleceklerini anladıklarında hayata geri dönmek için dua etmeye başlarlar ama bu istekleri bir sözden ibaret kalır çünkü böyle bir geri dönüş yoktur. Ölüm melekleri onların canlarını alır. Allah’ın dilemesi müstesna sura üfürülünceye kadar hepsi mezarlarında birer ölü olarak kalır.

Definden sonra kalabalık dağılınca, orada kalan imamın kabrin başında ölüye hitaben iman esaslarını hatırlatmasına telkin denilmektedir. Telkin, kabirde sorgu için gelen meleklerin soracakları soruları, ölenin doğru cevaplayabilmesi için yapılır ve doğru cevaplayanların kabir azabı görmeyeceğine inanılır. 

Telkin anında imamı söylediklerini ölünün işittiği inanılır. Halbuki ayetlerde ölülerin işitmediği bildirilmektedir. Telkin bazı âlimlerce meşru görülmemekle beraber, aynı zamanda mükellef olduktan sonra vefat eden kimsenin kabrinin başında bunun yapılabileceğini söyleyen âlimler de vardır: (bk. İbnü’l-Hümâm, Fethü’l-kadîr, 2/104-105; el-Fetâvâ’l-Hindiyye, 1/157).

Mezardaki ölünün, imamın telkinini işittiğinin ve telkin sonrasında hesaba çekildiğinin ve hesap günü gelmeksizin kabirde cezalandırıldığının ileri sürülmesi hatalı olabilir çünkü ölüler acı duymaz. Acı duyduğu iddia edilirse o zaman insan üç defa öldürülmüş ve üç defa diriltilmiş gibi olur. Bu ise Mü’min Suresi 11. Ayete muhalif bir iddia olur ve hatta İslam’da reenkarnasyon olduğunun bir tasdiki gibi olur. Allah şöyle buyuruyor:

40: MÜ’MİN / 11. Ey Rabbimiz, iki kere biz ölü iken, iki kere bize hayat verdin. Artık biz günahlarımızı itiraf ettik. Bir çıkış yolu var mı?

Sadece ayetler göz önünde bulundurularak bir yargıya varıldığı zaman kabirde kabir suali ve kabir azabı olmadığı sonucuna varılabilir. Ayetler ve rivayetler arasında çelişki olduğu görülebilir.

İnsan sağ iken insanı gözetleyen görevli melekler (kirâmen kâtibîn) vardır fakat insan öldükten sonra bunların görevleri sona erer. Ta ki hesap günü gelip de insan yeniden diriltilinceye kadar. Hesap günü, insan diriltildiğinde ise beraberinde bir sevk edici ve bir de şahit bulunur. Her iki durumda da insan canlıdır ve hesap verebilecek durumdadır. Allah şöyle buyuruyor:

Zuhrüf / 79. 80. Yoksa onlar kararlılar mı, elbette biz de kararlıyız. Yoksa onların sırlarını bilmediğimizi ve fısıltılarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Evet, elçilerimiz yanlarındadır ve yazıyorlar.

50: KAF / 16. 17. 18. İnsanı biz yarattık. Ona şah damarından daha yakınız. Sağda ve solda oturan iki kayıt edici, kayıt yaparken onun kendi kendine ne vesvese verdiğini, biliriz. İnsan yanında hazır bulunan bir gözetleyici olmaksızın bir söz söylemez.

50: KAF / 45. Sura üfürülmüştür. İşte bu tehdit edildiğiniz gündür. Her nefis beraberinde bir sevk ediciyle ve bir şahitle gelir.

82: İNFİTAR / 10. 11. 12. Şüphesiz üzerinizde sizin ne yaptığınızı bilen şerefli koruyucular ve yazıcılar vardır.

  • Ölenlerin Kabirlerinde de Cezalandırdığı İddialarına Karşı Yapılan Eleştiriler:

Ayetlerde vurgulandığına göre insan iki defa diriltilir. Birinci diriliş Adem atamızın cansız bir topraktan yaratılışı, ikinci diriliş ise bu yaradılışın tekrarıdır. Ölüler, sorulan soruları işitip cevap vermez ve azab edilse bile acı çekmez. Ancak ruh, bedenle birleşince insan acı çeker ve hesap verir. Allah, bundan dolayı insanları yeniden diriltmeyi vadetmiştir. Allah, zalimleri cezalandırmak ve yalanlarını yüzlerine vurmak için insanı yeni bir yaratılışla yaratacağını, kötüleri cezalandırıp iyileri mükafatlandıracağını bildiriyor ve Allah şöyle buyuruyor:

16: NAHL / 38. 39. Allah’ın ölenleri diriltmeyeceğine dair, olanca inançlarıyla yemin ediyorlar. Aslında gerçekten onlara yeniden diriltme sözü verildi fakat insanların çoğunluğu kendilerinin uyarıldığını bilmiyorlar. Ölenleri diriltme vaadi, ayrılığa düştükleri şeyler onlara açıklansın ve inkâr edenler kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler, diyedir.

Kabir azabını savunanlar ölenlerin kabirlerde tekrar diriltilip azap çekeceklerini savunuyor. Allah Mü’minun Suresinde ölenlerin hesap gününden önce diriltilmeyeceklerini, hesap gününe kadar önlerinde bir engel bulunduğunu ve geri dönüşün mümkün olmadığını, bildiriyor. Allah şöyle buyuruyor:

23: MÜ’MİNUN / 99. 100. Nihayet onlardan birine ölüm geldiğinde: “Rabbim beni geri döndür, böylece terkettiğim iyilikleri yapar korunurum.” der. Bu onun söylediği bir sözden ibarettir çünkü diriltilecekleri güne kadar önlerinde bir engel bulunur.

Ayetler Işığında: Kabirde Azap Var mı? İnsan Nerede ve Ne Zaman Azaba Maruz Kalır?

• Kur’an Ayetleriyle İlgili Değerlendirmeler Aşağıdadır.

Dünyadaki cezalarla ilgili ayetler: Dünyada çekilen cezalar insan ölmeden öncedir ya da ölüm döşeğinde ikendir. Ölmeden önce çekilecek cezalarla ilgili bazı ayet mealleri:

16: NAHL / 45. 46. 47. Kötülük yapmayı planlayanlar Allah’ın onları yerin dibine geçirmeyeceğinden veyahut ummadıkları yerden bir azap getirmeyeceğinden veyahut şimdiye kadar ki mucizelerle dalga geçmelerinden ötürü kendilerini yakalayıp almayacağından veyahut onların üzerlerine bir korku salmayacağından emin midirler?

2: BAKARA / 50. Hani sizin için denizi yarmıştık da sizi kurtarmıştık ve sizin gözünüzün önünde Firavun’un kavmini boğmuştuk.

8: ENFAL / 50. Melekler, o kâfirlerin yüzlerine ve sırtlarına vura vura: “Tadın bakalım cehennem azabını!” diye diye canlarını alırken onların hallerini bir görmeliydin…

16: NAHL / 28. Kendilerine zulmederken meleklerin canlarını aldığı kimseler, canlarını teslim ederken: “Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk!” diyerek canlarını teslim ediyorlar. Halbuki sizin neler yapmış olduğunuzu Allah biliyor.

16: NAHL / 32. İyi insanların canlarını alan melekler onların canlarını alırken: “Selamünaleyküm, yaptığınız iyi şeyler dolayısıyla cennete girin!” diyecekler.

• Ahiretteki cezalarla ilgili ayetler: Kıyamet koptuktan bir süre sonra hesap günü gelecektir. O gün gelince insanlar yeniden yaratılacaklar ve hesaba çekileceklerdir. Bu hesabın sonucunda insanlar hakettikleri muamelelere tabi tutulacaktır. Ahirette verilecek ceza veya mükafat ancak ruhlar bedenlerle birleştiği zamandır. Öldükten sonra verilecek cezalarla ilgili bazı ayet mealleri:

17: İSRA / 50. 51. 52. De ki “İster taş olun ister demir. İsterse kalplerinizde oluşturup gözünüzde büyüttüğünüz bir şeylerden olun…” Diyecekler ki: “Bizi tekrar hayata kim döndürebilir ki?” De ki: “Sizi ilk defa yaratan.” Bu sefer alaylı bir şekilde başlarını sallayarak diyecekler ki: “O ne zaman?..” De ki: “Yakındır. Sizi çağırdığı gün hamd ederek (O’nu överek) O’na cevap vereceksiniz ve kısa bir süre ölü olarak kaldığınızı zannedeceksiniz.”

11: HUD / 123. Göklerin ve yerin SIRRI yalnız Allah’a aittir. Her iş O’na döndürülür. Öyleyse O’na kulluk et ve O’na güven! Rabbin yaptıklarınızdan gafil değildir.

10: YUNUS / 97. Onlara bütün mucizeler hep birden gelse, yine de o acıklı azabı (cehennemi) görünceye kadar inanmazlar.

18: KEHF / 100, 101. Gözlerini ona karşı kapatan ve onu işitmeye tahammül edemeyenlere; hesap günü geldiğinde, cehennemi alenen göstereceğiz.

79: NAZİ’AT / 46. Kıyamet gününü gördüklerinde (kabirlerinde) sadece bir akşam vakti ya da kuşluk zamanı kadar kaldıklarını sanırlar.

36: YASİN / 52. “Eyvah!” derler: “Bizi yattığımız yerden kim kaldırdı? Peygamberler doğru söylemişler! Rahmanın vaat ettiği şey bu!”

70: ME’ARİC / 10. 11. Onlar birbirleriyle karşılaşırlar. Yakınlar birbirlerinin halini sormaz. Suçlu, hesap gününün azabından kurtulmak için oğullarını fidye vermek ister.

7: ARAF / 40. 41. Şüphesiz ayetlerimizi yalanlayan ve onları küçümseyenlere, deve iğne deliğinden geçinceye kadar semanın kapıları açılmaz ve onlar cennete giremezler. Biz suçluları işte böyle cezalandırırız. Onlar için cehennem bir yataktır ve üstlerinde (ateşten) bir örtü vardır.

• Dünya ve ahiretteki cezalarla ilgili ayetler: Bazı ayetlerde de hem dünya hayatında hem de ahiret hayatında zalimlerin çekeceği cezalar bildirilmektedir. Hem dünyada hem de ahirette çekilecek cezalarla ilgili bazı ayet mealleri:

71: NUH / 25. Onlar, günahlarından dolayı boğuldukları halde “ateşe girin” denildiği zaman da kendilerine Allah’tan başka bir yardımcı bulamayacaklar.

39: ZÜMER / 26. Allah, dünya hayatında rezilliği tattırdı. Büyük azabın ahirette olduğunu ah keşke bilselerdi.

40: MÜ’MİN / 45. 46. Nihayet Allah, kurdukları tuzakların şerrinden o kimseyi korudu. Firavun ailesine de çok kötü bir azap geldi. Kıyametin geldiği gün: “Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun” denir ve onlar sabahleyin ve akşamleyin ateşe maruz kalır.

16: NAHL / 26. 27. Onlardan önce gelenler de tuzak kurmuşlardı. Onlara ummadıkları yerden bir azap geldi. Allah, onların binalarını temellerinden söktü ve üstlerindeki tavanları üzerlerine çöktü. Sonra kıyamet günü Allah onları rezil eder ve der ki: “Nerede o bana ortaklar koşup onlar lehine beni düşman ilan ettikleriniz?” İlim verilenler de kafirlere derler ki: “Elbette bugün rezillik ve kötülük kafirlerin üstünedir.”

Kabir Azabının Toplumsal ve Psikolojik Etkileri:

Kur’an’ı Kerim’de kabir azabına dair bir ayet olmadığı ve böyle bir azab Kur’an’da bildirilmediği halde İslam alimleri insanları dini konularda korkutarak kolayca etkilemek ve yönlendirmek amacıyla Kabir azabına dair rivayetler ve kabir azabı ile ilgili bazı mitler geliştirmişlerdir.

İslam alimleri kabir azabı inancıyla insanları kötülükten kaçınmaya teşvik ederken, aynı zamanda Allah’ın merhamet ve affına olan inancı da pekiştirdiklerini düşünmüşlerdir. Ancak olmayan bir azap, insanlara varmış gibi gösterilmiştir. Bu düşünceler, insanlar üzerinde aşırı korku ya da karamsarlık yaratmıştır.

Kabir azabının insan psikolojisi üzerinde bazı etkileri bulunmaktadır. İslam sevdirilerek de insanlar dine teşvik edilebilecekken İslam’da olmayan bir azabı, insanları korkutarak dine teşvik etmek için kullanmak ve karşılığında sevap ummak doğru olmayabilir çünkü insanlara Allah’ın söylemediği bir şeyi söylemek, Allah tarafından şirk kabul edebilir. Alimlerin böyle konularda titiz davranması gerekebilir. Ancak bu tartışmalar kıyamete kadar sürüp gidecektir.

Sonuç:

Kur’an ayetleri ve hadis rivayetleri üzerinden yapılan incelemelerde, kabir azabının varlığı konusunda farklı yorumlar öne sürülmektedir. Bazı alimler, hadislerde geçen bilgileri esas alarak kabirde sorgulama ve azap olduğuna inanırken, bazıları bu görüşü reddeder ve Kur’an’ın vurguladığı ilahi adaletin önemine vurgu yapar. İslam dünyasında kabir azabı hakkındaki tartışmalar devam ederken, bu konunun insan psikolojisi ve toplumsal dinamikler üzerindeki etkileri de sürekli olarak değerlendirilmektedir.