23 yıl süren bir hakikat: Kur'an'ın köleliği tasfiyesi

Köleler, Cariyeler Hakkındaki Ayetler ve Hadisler

Kur’an köleliği kaldırmadı yorumu içinde neden sorusunu barındırmaktadır. Bu soru zaman zaman her insanın aklına gelebilir. Ben de bu soruya ayet ve hadislerde bir cevap aradım. Kur’an yaraya tuz basmak yerine bazı cezaların diyetini köle azadına bağlayarak bu işi tasfiye etmeye başlamıştır. Bu öncelikle tepkileri yumuşatma için gerekliydi. Ayrıca Kur’an’ın kölelik ve cariyelik sistemine karşı kullandığı en zarif ve devrimci müdahalelerden biri de terminolojik değişimdir. Kelimelerin kavramsal dünyası, bir toplumun o varlığa bakış açısını belirler. Kur’an, “köle” (abd) ve “cariye” (eme) kelimelerini sosyal birer aşağılama sıfatı olmaktan çıkarıp, onları insani bir aidiyet ve gençlik vurgusuna taşımıştır.

Özellikle Nûr 33 ve Nisâ 25 gibi ayetlerde karşımıza çıkan bu terminolojik dönüşümü akademik olarak şöyle analiz edebiliriz:

1. “Eme” Yerine “Feteyât”: Genç Kızlar/Hizmetliler

Kur’an, kölelik ve cariyelik kavramlarını insani bir bağa dönüştürerek toplumsal algıyı değiştirmiştir. “Eme” ve “abd” yerine “feteyât” ve “fetâ” terimlerini kullanarak, köleliği mülkiyet ilişkisi olmaktan çıkarıp himaye ve aile sorumluluklarına dönüştürmüştür. Bu terminolojik değişim, adalet ve eşitlik vurgusunu desteklemiştir.

Arapça’da cariye için kullanılan asıl kelime “eme”dir. Ancak Kur’an, müminlerin himayesi altındaki bu kadınlar için ısrarla “feteyâtiküm” (genç kızlarınız) ifadesini kullanır.

 * Onur ve Şefkat: “Feta/Fetât” kelimesi, Arap dilinde sadece yaş değil, aynı zamanda “yiğitlik, asalet ve tazelik” barındıran bir kavramdır. (Ashab-ı Kehf için de “fitye” -yiğit gençler- denilmiştir).

 * Aile İçi Konum: Birine “kölem” demekle “evimdeki genç kız” demek arasında muazzam bir psikolojik fark vardır. Kur’an bu kelimeyle, kölelik bağını bir “mülkiyet” ilişkisinden çıkarıp, bir “himaye ve aile içi sorumluluk” ilişkisine dönüştürmüştür.

2. “Abd” Yerine “Fetâ”: Hizmetli/Genç

Hz. Peygamber’in bir hadisi bu dilsel devrimi bizzat onaylar:

“Sizden hiçbiriniz ‘Kölem’ (abdî) veya ‘Cariyem’ (emetî) demesin. ‘Genç oğlum/hizmetlim’ (fetâye) veya ‘Genç kızım/hizmetlim’ (fetâtî) desin.” (Buhârî, Itk, 17; Müslim, Elfâz, 13-15).

Kur’an ve Sünnet, bu kelime değişikliğiyle şunları hedeflemiştir:

 * Eşitlik: “Hepiniz Allah’ın kullarısınız” gerçeğini hatırlatarak, insana ait bir mülkiyet iddiasını dilden silmek.

 * Sosyal Statü: Kölelik statüsünü, geçici bir “hizmet akdi” veya “sosyal himaye” seviyesine çekmek.

3. “Mülk-i Yemin”: Hukuki Bir Sözleşme Tanımı mı?

Bir anlam kayması yaşanmaktadır: “mülk-i yemin” (sağ ellerinizin malik olduğu) ifadesi de aslında “köle” demek değildir. Bu, bir mecaz-ı mürseldir.

 * Yemin (Ahd): “Yemin” kelimesi Arapça’da sözleşme, ahit ve güç demektir.

 * Hukuki Himaye: Bu ifade; savaş, kimsesizlik veya borç gibi nedenlerle toplumda “korumasız” kalmış ve bir “sözleşme/yemin” (yükümlülük) altına alınarak bir ailenin himayesine verilmiş kişileri tanımlar. Klasik fıkıh bunu “mülk” (eşya) olarak okurken, Kur’an bunu “yeminle bağlı olduğunuz sorumluluk alanı” olarak kurgulamıştır.

4. Akademik Sonuç: Anlam Kayması ve Gelenek

Eğer biz bugün Kur’an meallerinde “cariye” kelimesini “himaye altındaki genç kız/sözleşmeli hizmetli” olarak tercüme etseydik, zihnimizde uyanacak olan şey “cinsel kullanım” değil, “sosyal sorumluluk” olurdu.

Klasik yorumların hatası: Kur’an’ın bu zarif terminolojik hamlelerini (Feteyât, Mülk-i Yemin, Mükâtebe), Cahiliye döneminin katı “abd/eme” (köle/cariye) mantığına geri tercüme etmiş olmalarıdır. Oysa Kur’an, kelimeleri değiştirerek zihinleri de özgürleştirmeyi amaçlamıştır.

Kaynakça:

 * İzutsu, Toshihiko. Kur’an’da Dinî ve Ahlâkî Kavramlar. Çev. Selahattin Ayaz. İstanbul: Pınar Yayınları, 1991.

 * İslamoğlu, Mustafa. Hayat Kitabı Kur’an: Gerekçeli Meal-Tefsir. İstanbul: Düşün Yayınları, 2008.

 * Tabatabaî, Muhammed Hüseyin. el-Mîzân fî tefsîri’l-Kur’ân. Beyrut: Müessesetü’l-A‘lemî, 1997.