73 Fırkaya Ayrılış ve “Kurtulan Fırka” İddiası Üzerine Bir Hatırlatma

Mezhep üstünlüğü iddiaları ve “kurtulan fırka” söylemi İslam dünyasında uzun süredir tartışılmaktadır. Bu yazı, Müslümanların birbirini cennetlik veya cehennemlik ilan etmesinin Kur’an açısından nasıl değerlendirilmesi gerektiğini ele alıyor.

Müslümanların en çok tartıştığı sorulardan biri şudur: “Hangi mezhep kurtuluşa erecek?” Bazıları kendi mezhebini tek doğru yol olarak görürken diğerlerini dışlayabilmektedir. Peki gerçekten bir insan veya bir mezhep kendisini kesin olarak “cennetlik” ilan edebilir mi?

İslam tarihinde mezhepler, dinin özünü anlamak için ortaya çıkmıştır. Müslümanları bölüp parçalamak amacıyla değil.

İslam tarihinde ortaya çıkan bu mezhepler, zamanla dinin özünü anlamaya yardımcı olacak düşünce ekolleri olmaktan çıkıp, çoğu zaman birbirini dışlayan kimliklere dönüşmüştür. Bugün hem Şiî hem de Sünnî çevrelerde görülen sert mezhepçilik dili, Müslümanların Kur’an’ın temel uyarılarını unutmasına yol açmaktadır.

Halbuki Bakara Suresi 62. Ayette şöyle der: Allah’a ve ahiret gününe hakkıyla inanıp salih amel işleyenler için Rableri katında mükafatlar vardır.

Allah, teferruata girmez. Teferruat mezheplerin anlayışına göre değişebilir. Dindeki teferruatların çoğu kulların yorumudur. İnsan teferruatlara takılır ve böylece diğer mezhepleri suçlayabilir. Bu doğru değildir.

Rabbimiz, büyük günahlardan kaçınanların küçük günahlarını yani dindeki teferruatları affedebileceğini bildiriyor. İşin özü: Allah’a ve ahiret gününe hakkıyla inanıp salih amel işlemektir. Bunu yapabilenin cennete gideceği umulur.

Kur’an, insanın kendi nefsini temize çıkarmasını açık biçimde eleştirir:

“Nefislerinizi temize çıkarmayın. Kimin takva sahibi olduğunu en iyi Allah bilir.” (Necm Suresi 32. Ayet)

Bir insanın veya bir grubun kendisini “hakikatin tek temsilcisi” ilan etmesi, diğer Müslümanları küçümsemesi ya da tekfir etmesi, Kur’an’ın ahlakî uyarılarıyla bağdaşmaz.

Birbirini Suçlayan Müslümanlar

Müslümanların birbirlerine karşı kullandıkları sert dil çoğu zaman iftira, suçlama ve dışlama içerir. Oysa bir müminin, özellikle de din adına konuşurken, Allah’tan korkması ve kuldan utanması gerekir. Bir insanın imanını sorgulamak veya onu cehennemle itham etmek, insanın haddini aşması anlamına gelir.

Kur’an, dinlerini parçalayıp fırkalara ayrılan toplulukları eleştirmektedir:

“Dinlerini parça parça edip fırkalara ayrılanlarla senin hiçbir ilişkin yoktur.” (En’am suresi 159. Ayet)

“Dinlerini parça parça eden ve fırkalara ayrılanlardan olmayın.” Rûm Suresi 32. Ayet

Buna rağmen Müslümanların kendi mezheplerini mutlak doğru sayıp diğerlerini dışlaması büyük bir çelişkidir.

“73 Fırka” Sözü Üzerine

Toplumda sıkça dile getirilen bir rivayete göre Peygamber’in “Ümmetim 73 fırkaya ayrılacak, içlerinden yalnız biri kurtulacak” dediği ileri sürülür. Bu söz çoğu zaman mezhep üstünlüğü iddiasını desteklemek için kullanılır.

Ancak böyle bir rivayetin, Müslümanları birbirine karşı düşman haline getiren mezhepçi söylemleri meşrulaştırmak için kullanılması ciddi bir problemdir. Peygamber’in ümmetini parçalayan ve onları birbirine karşı üstünlük iddiasına sevk eden bir söz söylemesi, Kur’an’ın birlik çağrısıyla bağdaşmaz.

Peygamber, Rabbinden korkan ve insanları Allah’a çağıran bir elçidir. Kur’an ise dinlerini bölüp parçalayanları açıkça eleştirir. Bu nedenle Müslümanların böyle bir rivayeti mezhep üstünlüğü iddiasına dayanak yaparken çok dikkatli olması gerekir.

İslam literatüründe yaygın olarak aktarılan “ümmetin yetmiş üç fırkaya ayrılacağı” rivayeti çeşitli hadis kaynaklarında farklı varyantlarla yer almaktadır:

Bkz. Sünen-i Tirmizî, “İman”, 18;

Sünen-i Ebû Dâvûd, “Sünnet”, 1;

Sünen-i İbn Mâce, “Fiten”, 17.

Bu rivayet İslam düşünce tarihinde farklı şekillerde yorumlanmış ve mezhepler arası tartışmalarda sıkça referans gösterilmiştir.

Cennet ve Cehennem Hükmü Kime Aittir?

En önemli meselelerden biri de insanların kendilerini “kurtuluşa ermiş topluluk” ilan etmeleridir. Bir kişinin veya grubun kendisini kesin biçimde cennetlik görmesi, başkalarını da cehennemle itham etmesi büyük bir iddiadır.

Oysa Kur’an’a göre insanların gerçek durumu hesap gününde ortaya çıkacaktır. Hiç kimse daha hesap günü gelmeden kendisini cennete yerleştiremez. Böyle bir iddia insanı büyük bir yanılgıya sürükleyebilir.

İnsanların ihtilaf ettiği konular hakkında nihai hükmün Allah’a ait olduğu belirtilir:

“Hakkında ihtilaf ettiğiniz şeylerin hükmü Allah’a aittir.” Şûrâ Suresi 10. Ayet

Bir insanın “biz kesin cennete gideceğiz” demesi gerçekte hiçbir şey ifade etmez. Çünkü kimin cennetlik, kimin cehennemlik olacağını ancak Allah bilir.

Sonuç: “Kur’an’a göre mezhepçilik”

Müslümanların en büyük sorumluluklarından biri, din adına konuşurken ölçülü ve sorumlu davranmaktır. Mezhepçilik adına yapılan suçlamalar, iftiralar ve kesin kurtuluş iddiaları hem Kur’an’ın uyarılarıyla hem de mümin ahlakıyla bağdaşmaz.

İnsanlar kendi nefislerini temize çıkarmak yerine, hesap gününü hatırlayarak daha dikkatli konuşmalıdır. Çünkü nihai hüküm yalnızca Allah’a aittir ve gerçek adalet hesap günü ortaya çıkacaktır.

Dipnotlar

1. Necm Suresi 32. Ayet.

2. En‘âm Suresi 159. Ayet.

3. Şûrâ Suresi 10. Ayet.