Kategori arşivi: KUR’AN BİZE NE DİYOR?

SAKAL KOYMANIN VE SAKAL KESMENİN DİNİ HÜKMÜ: “KUR’AN, HADİS VE MEZHEPLER IŞIĞINDA”

📚 1. Sakalın Dindeki Yeri: Kur’an ve Hadis Perspektifi

Kur’an-ı Kerîm’de sakal bırakmak ya da kesmekle ilgili doğrudan bir emir ya da yasak yer almaz. Sakal yalnızca Tâhâ Suresi 94. ayette Harun peygamberin “Sakalımı ve başımı çekme” sözüyle bir durum aktarımı olarak geçer. Bu ifade, herhangi bir dinî yükümlülük değil, bir olayın anlatımıdır.

Hadislerde ise “bıyığı kısaltın, sakalı uzatın” şeklinde rivayetler yer alır (örneğin: Buhârî, Libâs 63; Müslim, Tahâret 56). Bu tür hadislerde Peygamberimizin müşriklere benzememe, kişisel temizlik ve aidiyet farkı oluşturma amacıyla böyle bir tavsiyede bulunduğu anlaşılır.

SAKAL KOYMANIN VE SAKAL KESMENİN DİNİ HÜKMÜ: “KUR’AN, HADİS VE MEZHEPLER IŞIĞINDA” yazısının devamı

BANA KULLUK ETMEYİN, RABBİNİZE HALİS KULLAR OLUN – DİNDE ARACILIK VE YETKİ SINIRLARI

“Dinî otorite, insanlara boyun eğdirmek için değil; insanları Allah’a yöneltmek için vardır.”
Bir Din Aliminin İlahi Kitabı Okuyup Halkı Allah’a Yönlendirdiği Sahne

Giriş

İnsanlık tarihi boyunca peygamberlerin gönderiliş amacı, insanları Allah’a kulluğa davet etmek olmuştur. Ancak zamanla bazı dinî önderler, kendilerine “aracı” veya “yetki sahibi” bir konum biçerek bu çağrıyı gölgelemişlerdir. Âl-i İmrân Suresi’nin 79. ayeti, dinin özüne dair bu temel sapmayı açık bir şekilde reddeder. Bu yazıda, bu ayetin tefsirinden yola çıkarak peygamberin rolü, kulun sorumluluğu ve dinî otoritenin sınırları üzerine bir düşünce yürütülecektir.

BANA KULLUK ETMEYİN, RABBİNİZE HALİS KULLAR OLUN – DİNDE ARACILIK VE YETKİ SINIRLARI yazısının devamı

ZUHRUF SURESİ 18. AYET IŞIĞINDA KADIN EĞİTİMİ VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ

Kur’an’da kadın, edilgen değil; inanan, düşünen, sorgulayan ve mücadele eden bir birey olarak yer alır.
“Sesi bastırılan ama ifade hakkı için direnen bir kadının soyut illüstrasyonu – Zuhruf Suresi 18″

Kur’an-ı Kerim’in bazı ayetleri, sadece indirildikleri çağın değil, bütün çağların yaralı yönlerine dokunur. Zuhruf Suresi’nin 18. ayeti de böyle bir ayettir. Kadına dair kültürel kalıpları sorgulayan bu ayet, kız çocuklarının süs içinde yetiştirilmelerindeki kötü niyete değinir. Kadının süs değil, ses olması gerektiği öğütlenir.

Zuhruf Suresi 18. ayet, kadının süslenmiş, suskun değil, bilinçli ve söz sahibi bir birey olması gerektiğini vurgular. Bu yazı, Kur’an’ın kadına bakışını modern bağlamda değerlendiriyor.

ZUHRUF SURESİ 18. AYET IŞIĞINDA KADIN EĞİTİMİ VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ yazısının devamı

KUR’AN VE HADİSLER IŞIĞINDA: HAYIZ VE NİFAS HALİNDEKİ KADIN CÜNÜP SAYILIR MI?

Ay hali – Müslüman Kadın: “Dert Ortağım, Canım Benim, İyi ki varsın.” Müslüman Erkek: “Senin Derdin, Benim Derdim, Canımsın!”

Giriş

Kadınların regl (ay hali) dönemi, hem fizyolojik hem de toplumsal olarak tarih boyunca pek çok tartışmanın ve yanlış anlamanın konusu olmuştur. Kur’an’ın bu doğal duruma yaklaşımı, hem merhamet hem de hikmet içerir. Bakara Suresi’nin 222. ayeti, bu döneme dair soruları cevaplamakta ve insanlara hem biyolojik gerçeğe hem de manevi duyarlılığa dayalı bir yönlendirme sunmaktadır. Bu yazımızda, Kur’an ve hadis ışığında bir değerlendirme yapacağız.

KUR’AN VE HADİSLER IŞIĞINDA: HAYIZ VE NİFAS HALİNDEKİ KADIN CÜNÜP SAYILIR MI? yazısının devamı

KUR’AN’DA KAMU SUÇLARI VE ADALET: MAİDE 33. AYETİN ANLAMI VE GÜNÜMÜZDEKİ YERİ

Adalet, Farklı Dönemlerde Farklı Zihinlerde Farklı Şekillenmiştir

Giriş

Kur’an’da bazı ayetler, hem içerikleri hem de yorumlanma biçimleriyle dikkat çeker. Maide 33. ayet de bunlardan biridir. Bu ayette, “Allah ve Resulü ile savaşan” ve “yeryüzünde fesat çıkaranlar” için çok ağır cezalar sayılmıştır: öldürülme, asılma, uzuv kesilmesi veya sürgün. Bu ifadeler ilk bakışta sert ve ürkütücü görünse de, ayetin bağlamı, tarihi ve bütünsel Kur’an adaleti içinde değerlendirildiğinde çok daha derin ve dengeli bir anlam dünyası ortaya çıkar.

Bu makalede Maide 33. ayeti; klasik ve çağdaş yorumlarla birlikte, günümüz hukuk sistemleri ve insan hakları perspektifleriyle karşılaştırmalı olarak inceleyeceğiz.

KUR’AN’DA KAMU SUÇLARI VE ADALET: MAİDE 33. AYETİN ANLAMI VE GÜNÜMÜZDEKİ YERİ yazısının devamı

ZUHRUF 16-18. AYETLER: KADINI AŞAĞILAMIYOR, ATAERKİL ÇELİŞKİYİ İFŞA EDİYOR

Giriş:

Kur’an’ın kadınlarla ilgili ayetleri çoğu zaman bağlamından koparılarak yorumlanmakta. Özellikle Zuhruf Suresi’nin 16, 17 ve 18. ayetleri bu anlamda örnek gösterebilirim. Ancak bu üç ayet birlikte okunmadığında, asıl mesaj gözden kaçar: Bu pasajın öznesi kadın değil, kadına tahammülsüzlük gösteren ataerkil zihniyettir. Bu yazıda bu ayetleri anlam bütünlüğü içinde ele alarak, Kur’an’ın nasıl bir içsel çelişkiyi deşifre ettiğini inceleyeceğiz.

ZUHRUF 16-18. AYETLER: KADINI AŞAĞILAMIYOR, ATAERKİL ÇELİŞKİYİ İFŞA EDİYOR yazısının devamı

NEDEN BİR AYETİN BİRDEN ÇOK YORUMU BULUNUYOR? ZUHRUF SURESİ 18. AYETİN ÇÖZÜMLEMESİ

En çok sorulan soru: Neden bir ayetin birden fazla yorumu var? Kur’an meallerinde farklı meallerle karşılaşmak oldukça doğal, çünkü Arapça’daki anlam katmanları ve mecazlar, tercümelerde farklı yorumlara açık kapı bırakır. Örneğin, bu yazıda Zuhruf Suresi 18. Ayet üzerinde bir çözümleme yapılacak.

NEDEN BİR AYETİN BİRDEN ÇOK YORUMU BULUNUYOR? ZUHRUF SURESİ 18. AYETİN ÇÖZÜMLEMESİ yazısının devamı

İKİ ÖLÜM, İKİ HAYAT: GÜNAHI İTİRAF VE KURTULUŞ UMUDU. MÜ’MİN SURESİ 40:11 AYETİNİN TEFSİRİ

Mü’min Suresi 40:11 Ayetinin Tefsiri ve Anlam Derinliği

Giriş: Ölüm ve Hayat Arasında Konuşan İnsan

Kur’an’da insanın ölümden sonra dirilişine dair birçok ayet yer alır. Ancak Mü’min Suresi 11. ayet, bu dirilişin mahşer anındaki farkındalıkla nasıl birleştiğini ve insanın geçmişine nasıl döndüğünü çarpıcı biçimde ifade eder:

“Ey Rabbimiz, iki kere biz ölü iken, iki kere bize hayat verdin. Artık biz günahlarımızı itiraf ettik. Bir çıkış yolu var mı?”

Bu feryat, sadece ölümden sonraki bir pişmanlığın değil, aynı zamanda hayatın –ölmeden önce– doğru anlaşılması gerektiğinin bir hatırlatmasıdır.

İKİ ÖLÜM, İKİ HAYAT: GÜNAHI İTİRAF VE KURTULUŞ UMUDU. MÜ’MİN SURESİ 40:11 AYETİNİN TEFSİRİ yazısının devamı

İSLAM’DA BOŞANMA HAKKININ SUİSTİMALİ: “BOŞ OL” SÖZÜYLE GERÇEKTEN BOŞANILIR MI?

İster öfkeyle ister kurnazlıkla söylensin, “boş ol” sözünün şer’i hükmü yoktur. Bu bir hurafe ve bir bidattir.
Erkeğin “Boş Ol” Sözüyle Bir Ailenin Parçalandığı Sahne illüstrasyonu.

Giriş: 

İslam’da “boş ol” diyerek boşanmak gerçekten geçerli mi? Bu yazıda dinî dayanaklar, yanlış yorumlar ve dini otoritelerin sorumluluğu ele alınıyor.

İSLAM’DA BOŞANMA HAKKININ SUİSTİMALİ: “BOŞ OL” SÖZÜYLE GERÇEKTEN BOŞANILIR MI? yazısının devamı

GERÇEK DIŞI HİKAYELERLE İNSANLARI YANILTMANIN AĞIR BEDELİ: LOKMAN SURESİ 31:6’NIN DERİN ANLAMI

“Gerçek, onu arayanlar için hep bir ışık olarak kalır.”

“Hakikati unutanlar, boş sözlerin esiri olur.”

“Allah’ın yolu, masallarla değil, sağlam bilgiyle bulunur.”

“Bir toplum, hakikatten uzaklaştığı kadar zillete yaklaşır.”

Giriş

Tarih boyunca hakikat, çoğu zaman yaldızlı yalanların gölgesinde kayboldu.

İnsanlar, duymak istedikleri masalları gerçek diye satın aldı; sorgulamak yerine kabullendi, düşünmek yerine inandı. Böylece hem zihinler hem kalpler bulanıklaştı. Lokman Suresi 31:6, işte bu tehlikeyi haber veriyor:

GERÇEK DIŞI HİKAYELERLE İNSANLARI YANILTMANIN AĞIR BEDELİ: LOKMAN SURESİ 31:6’NIN DERİN ANLAMI yazısının devamı