Bugün bilim insanlarının uzun yaşayabilmenin sırlarını çözmeye çalışmakta olduklarını işitiyoruz ve acaba bu mümkün mü, sorusunu kendi kendimize soruyoruz. Modern çağda, Ad kavmine ait kıssadan yola çıkarak bazı hipotezler üretme yoluna gidilmiştir. İlk olarak insanın aklına geçmişte çevresel şartların farklı olabileceği geliyor. Bundan dolayı bu konuda küçük bir araştırma yapayım istedim. Araştırmalarım sonucu ulaştığım hipotezlerle klasik yorumları bu yazıya taşıyorum.
Ankebût Suresi 14–15’e göre Nûh Peygamber’in 950 yıl yaşaması ne anlama gelir? Bu yazıda ayet, tefsir ve bilimsel ihtimaller ışığında kapsamlı bir analiz bulacaksınız.
İslam ibadet sistemine yönelik eleştirilerden biri, namaz vakitlerinin Güneş’e göre belirlenmesi ve namazda Kâbe’ye yönelinmesi üzerinden şekillenir. Bu eleştiriye göre Müslümanlar, ibadetlerini Güneş’e göre düzenledikleri ve belirli bir yapıya yöneldikleri için “güneş merkezli” veya “mekân merkezli” bir ibadet anlayışına sahiptir. Hatta daha ileri gidilerek Kâbe’nin bir “güneş tapınağı” olduğu iddiası da ortaya atılmaktadır.
Kur’an’ın ayetleri, bazen yüzeyde basit gibi görünür, ama derin bir tefekkür kapısı aralar. Necm Suresi 43. ayette geçen “Sen dağları hareketsiz zannedersin” ifadesi, gözle gördüğümüz ile hakikat arasındaki farkı düşündürür. İnsan gözü dağları devasa ve sabit olarak algılar; fakat hakikat çok daha geniş bir perspektif sunar.