Kur’an’daki yaratılış ayetlerini modern biyoloji ve embriyoloji ışığında yeniden okumak mümkün mü? “Nefs-i Vahide” kavramı, zigot hücresi ve evrenin dinamik yapısı üzerine analitik bir bakış. Bilimin görünür kıldığı ilahi hakikatler ve “kör tabiat” yanılgısı üzerine bir reddiye.
Ey Ademoğlu, insanların kadim metinleri her zaman doğru anladığından bu kadar emin olmamalısın. Kur’an’ın yaratılış terminolojisine derinlemesine baktığımızda, geleneksel kabullerin ötesinde bir tablo ile karşılaşırız.
Hücresel Yaratılış ve “Nefs-i Vahide” Kavramı
Kur’an, insanlığın varoluşunu anlatırken “sizin hepinizi (kadın-erkek) tek bir canlı hücreden (nefs-i vahide) yaratan, ondan (yani tek hücreden), onun kocasını yaratan O’dur” der. Buradaki anlatım, biyolojik bir köken benzerliğine işaret eder. Allah, bir canlı hücreden kadını, diğer bir canlı hücreden ise onun eşini yarattığını; ardından bu eşeyli yapıdan insanlığı çoğaltıp yaydığını beyan eder.
Burada ilk önce tüm insanlığın nasıl yaratıldığından bahseder. “Sizin hepinizi (kadın veya erkek) tek bir canlı hücreden yaratan O’dur.” Bugün bunun tersini söyleyen bir bilim insanı var mı?
Halbuki yaygın kanı bunun tam aksinedir. İlk önce erkeğin yaratılıp sonra kadının onun bir yerinden bir parça alınarak yaratıldığından bahseder. Eğer kadın erkeğin bir parçası olsaydı bugünkü genetik çeşitlilik olmazdı.
İnsanlar nasıl çoğaldı sorusuna verdiği cevap ise “kardeş evliliği” gibi zorlama bir yorumun ötesine geçmez.
Kardeş evliliği yoksa Adem ve Havva’yla nasıl bir akrabalık bağı kurulabilir, bu mümkün mü?
Evet, mümkün olabilir. Nasıl: Eğer Adem ve Havva’nın çocukları hep erkek olarak doğduysa bu mümkündür. Çünkü Kur’an’da “Ey Ademoğulları” hitabı vardır. Bu hitap kadın-erkek tüm insanları kapsadığı gibi sadece erkekleri kapsadığı şeklinde de okunabilmektedir. Öyleyse bu tezi yabana atamayız. Çünkü Allah’ın Adem’e eş olarak Havva’yı yarattığını görüyoruz. O zaman, Adem’in oğullarına da eşler yaratmış olması mümkündür. Böylece babadan gelen genlerle doğan çocuklar hem Adem ile hem de Havva ile akraba olurlar. Yani hem onların soyundan gelmiş olurlarhem de kardeş olmazlar.
Bugün biliyoruz ki her canlı, tek bir zigot hücresinden neşet eder. Bir zigotun oluşumu ise iki ayrı varlığın birleşmesine bağlıdır. 1400 yıl evvel yapılan bu bildirimin, modern embriyoloji ve genetik bilimi tarafından çürütüldüğünü mü yoksa daha görünür kılındığını mı düşünüyorsunuz?
Kozmik Düzen ve Astronomik Gerçekler
Sadece biyoloji değil, astronomi de aynı şahidi işaret eder. Kur’an, güneşin ve yıldızların kendi yörüngelerinde aktığını ve sürekli hareket halinde olduklarını söyler. Bugün modern astrofizik, gök cisimlerinin durağan olmadığını, muazzam bir hızla kendi rotalarında ilerlediklerini kanıtlamışken, bilimin bu ilahi beyanın tersini söylediğini iddia etmek mümkün müdür?
Sanat ve Sanatkâr: Çanak ve Usta Paradoksu
Sizin inkar durumunuzu düşündüğümde sormadan edemiyorum: Acaba o eleştirdiğiniz insanlardan daha büyük bir inkarın içinde olabilir misiniz? Onların hakikate ulaşma imkânı kısıtlıydı ve yorumlarında yanılmış olabilirler ama siz bilimin görünür kıldığı gerçekleri görerek ve bilerek reddetmektesiniz.
En büyük mantık hatası, çanakla çanağın ustasını aynı formata koymaktır. Kendi vücuduna, mafsallarına, o muazzam eklem yapısına bir bak; her şey nasıl da milimetrik bir yerli yerindelikle yerleştirilmiş. Omurganızdaki en ufak bir kayma hayatı zindana çevirmeye yeterken, birkaç dişinizi kaybettiğinizde soluğu dişçide alıyorsunuz. Yıllarca eğitim almış bir diş hekimi dahi hata yapabiliyorken; o şuurdan yoksun, “kör tabiat”ın insan genetiği gibi karmaşık bir yazılımı hata payı olmadan oluşturduğuna nasıl inanabiliyorsunuz?
Not: Zamanı (evrimi) milyonlarca yıla yaymak bu mucizeyi açıklamaz. Zira kontrolsüz kimyasal etkileşimler düzen değil, ancak kaos yaratır.
Görünür Kılan Bilim ve Geleceğin Delilleri
İlahi kelamda şöyle buyurulur: “İleride hem kendi nefislerinde hem de ufuklarda (dış dünyada) delillerimizi onlara göstereceğiz.” İşte bugün bilim, istese de istemese de Allah’ın varlığının delillerini laboratuvarlarda, teleskoplarda ve mikroskoplarda görünür kılmaktadır. Örneğin, Kur’an, cinlerin “dumansız ateşten” yaratıldığını söyler. Eski insanlar için muamma olan bu tanım, bugün elektrik ve enerji formları göz önüne alındığında bambaşka bir anlam kazanmaktadır.
Hakikat, inanmak isteyen için her yerdedir. Sen bu kapıyı aralamak istersen, Allah sana gerçeği görmen için yardım edecektir.