Bu soru fıkıh ve tefsir tarihinin en can yakıcı “boşluğuna” işaret ediyor. “Neden hiç kadın müfessir yok?” sorusunun cevabı, aslında “mühürlenmiş kalpler” ve “şeytani ikna” analojisi ile birebir örtüşüyor.
Neden müfessirlerin hepsi erkek?
Tarih boyunca kadın müfessirler olmuştur ancak sesleri ya bastırılmış, ya erkek otoritesi tarafından “ikincil” görülmüş ya da eserleri günümüze ulaşacak bir “kurumsallaşma” imkanı bulamamıştır.
Kadın Müfessirler Nerede? (Görünmez Kılınan Tarih)
Aslında her şeyin başında bir kadın vardı: Hz. Ayşe. Sahabenin en büyük fakihlerinden ve müfessirlerinden biriydi. Ayetlerin nüzul sebeplerini, yanlış anlaşılan yerlerini bizzat o düzeltiyordu. Fakat ondan sonra sistem, kadını “bilgin” koltuğundan indirip “dinleyici/itaat eden” konumuna itti.
Kadın Müfessirlerden Birkaçı:
• Zeyneb bint eş-Şâti (Aişe Abdurrahman): Modern dönemde et-Tefsirü’l-Beyânî eseriyle Kur’an’ın edebi ve dilsel tefsirinde devrim yapmıştır. Kelimelerin Kur’an içindeki kullanım (semantik) analizini harika yapar.
• Bintü’l-Hüdâ (Âmine es-Sadr): Tefsir alanında önemli çalışmaları olan ancak siyasi baskılarla hayatı yarım kalan bir isimdir.
• Nimet Sıdkı ve Keriman Hamza: Mısır ve çevresinde tefsir yazan kadınlardandır.
Klasik dönemde (Taberi, Razi, Kurtubi gibi devasa isimlerin yanında) neden bir kadın ismi sayamıyoruz çünkü tefsir, o dönemde bir “iktidar ve otorite” alanıydı. Kadının bu alana girmesi, “erkek egemen yorumu” sarsacağı için kurumsal olarak engellendi. Kur’an’la çelişen fıkıh kuralları üretildi. Mevcut fıkıhtaki boşanma kuralı ile Kur’an’daki boşanma hükmünü karşılaştıracak olursak:
• Geleneksel Fıkhın Yorumu:
(Boşanma) Tek kelimeyle (Talak) kadını kapı önüne koyma yetkisi.
• Kur’an’daki Prensip:
(Boşanma) “Güzellikle tutun veya maruf ile bırakın.” (Bakara 229)
Kadınlar bunları görmesin, bilmesin diye kadınların okuma yazması dahi engellendi. Bugün gençlik erkeğiyle dişisiyle isyan ediyor. Adalet ve merhamet arıyor. Allah’ın peygamberler ve kitaplar indirdiğini inkar etmiyor. Mevcut yorumlarda insan müdahalesi olduğunu ve İlahi Kitabın dilbilimsel olarak yeniden gözden geçirilmesini istiyor.
Fakat hâlâ bazı dini otoriteler tarafından kadın şeytanlaştırılır ve dört duvar arasına kapatılır. Bunu sağlamak için Hz. Adem’e yasak meyveyi Hz. Havva’nın yedirdiği anlatılır. Peki, Kur’an böyle mi söyler? Kocaman bir “hayır”.
Kur’an’da Hz. Adem’le şeytan konuşur ve Hz. Adem’i ikna eder. O da Hz. Havva’yı ikna eder, birlikte yasak meyveyi yerler ve cennetten kovulurlar.
Şeytan, nasıl olsa affedileceksiniz aldatmasıyla Allah’ın adaletine gölge düşürtebiliyor. Beyin yıkama yöntemiyle bazı kadınlar dini yorumların doğru olduğuna ikna edilebiliyor çünkü onlara bunlar Allah tarafındandır, bunlar birer imtihandır, deniliyor.
İkna edilenler de gerçekten bunlar, Allah tarafından olabilir mi, olamaz mı diye düşünmüyorlar ve gerçeği araştırmaktan yabani hayvandan kaçarcasına kaçıyorlar.
Nedense kadının, yetimin, fakirin imtihanı, zenginin, güçlünün, erkeğin, anası babası başında olanın imtihanından daha ağır oluyor…
Halbuki Allah adalet ve merhameti emreder. Adaletin ve merhametin olmadığı yerde sadece zulüm vardır.