Kategori arşivi: KUR’AN BİZE NE DİYOR?

İslam’da Yön, Zaman ve İbadet Ayırımı Üzerine Bir Değerlendirme

Giriş

İslam ibadet sistemine yönelik eleştirilerden biri, namaz vakitlerinin Güneş’e göre belirlenmesi ve namazda Kâbe’ye yönelinmesi üzerinden şekillenir. Bu eleştiriye göre Müslümanlar, ibadetlerini Güneş’e göre düzenledikleri ve belirli bir yapıya yöneldikleri için “güneş merkezli” veya “mekân merkezli” bir ibadet anlayışına sahiptir. Hatta daha ileri gidilerek Kâbe’nin bir “güneş tapınağı” olduğu iddiası da ortaya atılmaktadır.

İslam’da Yön, Zaman ve İbadet Ayırımı Üzerine Bir Değerlendirme yazısının devamı

Kur’an’ın Antropolojik Boyutu: İnsan ve Cin Topluluğunun Ortak Sorumluluğu

En’am 130 ve Rahman 56 Bağlamında İnsan-Cin Meselesi

İnsanların çok merak ettiği, hatta böyle bir varlığın olup olmadığını tartıştıkları ve adını anmaktan dahi korktukları ve üç harfli diye betimlemeye çalıştıkları o varlık, gerçekten varmı? Korkmak mı gerekiyor? Cinlerin hepsi insana düşman mı? Gözle her insanın göremediği fakat bazı insanlara gözüken bu varlıklar hakkında bir yazı bulacaksınız ve cinlerin zararlı olup olmadığını yakından tanıyacaksınız.

Kur’an’ın Antropolojik Boyutu: İnsan ve Cin Topluluğunun Ortak Sorumluluğu yazısının devamı

Kur‘an‘ın Zerafeti ve Fıkhın Çelişkisi: Kadına Dokunmak Erkeğin Abdestini Bozar mı?

Kadına dokunmak erkeğin abdestini bozar mı? Bu konu, tam da “mantık ve tutarlılık” arayışının merkezine oturuyor çünkü burada mesele sadece bir fıkıh kuralı değil; “Ayetin lafzı mı, yoksa Peygamberin yaşayan sünneti mi?” sorusunun cevabıdır. Bu makalede, Mâide Suresi 6. Ayet üzerinden kadına dokunmanın abdest üzerindeki etkisini ve mezhep yorumlarını inceleyeceğiz.

Kur‘an‘ın Zerafeti ve Fıkhın Çelişkisi: Kadına Dokunmak Erkeğin Abdestini Bozar mı? yazısının devamı

Ramazan Ayının Fazileti: Kur’an, İbadet ve Arınma Zamanı

Ramazan ayı, İslam inancında sadece bir imsak ve iftar döngüsü değil; bireyin ruhsal tekâmülünü gerçekleştirdiği, toplumsal adaletin pekiştiği ve ilahi kelamın yeryüzüne inişiyle şereflenen müstesna bir zaman dilimidir. Bu yazımızda, Ramazan’ın faziletini Kur’an-ı Kerim ışığında ve akademik bir perspektifle ele alacağız.

1. Nüzul-i Kur’an ve Ramazan

Ramazan ayını diğer tüm zaman dilimlerinden ayıran temel unsur, hidayet rehberi olan Kur’an-ı Kerim’in bu ayda indirilmeye başlanmış olmasıdır. Bakara Suresi 185. ayette bu durum şöyle ifade edilir:

“Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve hakla batılı birbirinden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği aydır…”

Bu bağlamda Ramazan, sadece bir “Kur’an Okuma” ayından ziyade, Kur’an’ın mesajını “Anlama ve Hayata Tatbik Etme” ayıdır yani metnin lafzından manasına yolculuk yapmak, bu ayın en büyük faziletidir.

2. Orucun Mahiyeti: Takva ve İrade Eğitimi

Oruç ibadeti, sadece fiziksel bir açlık hali değil, nefsani arzuların denetim altına alındığı bir irade eğitimidir. Ayette belirtilen “leallekum tettekûn” (umulur ki korunursunuz/takvaya erersiniz) ifadesi, orucun nihai hedefinin bireyin ahlaki bir duyarlılık kazanması olduğunu gösterir.

• Bireysel Arınma: Zihni ve kalbi kötü düşüncelerden arındırmak.

• Sosyal Adalet: Açlığın deneyimlenmesi yoluyla ihtiyaç sahiplerinin halini anlamak ve paylaşma bilincini (infak) geliştirmek.

3. Bin Aydan Hayırlı Gece: Kadir Gecesi

Ramazan’ın kalbi hükmünde olan Kadir Gecesi, ilahi rahmetin sağanak halini aldığı bir gecedir. Kur’an’ın ifadesiyle “bin aydan daha hayırlı” (Kadr/3) olan bu gece, insanın kendi iç dünyasına yönelmesi ve hayatını muhasebe etmesi için sunulmuş bir lütuftur.

4. Toplumsal Dayanışma ve İnfak

Ramazan, adalet ilkesinin bir tecellisi olarak malın temizlenmesi ve bölüşülmesi için en uygun zamandır. Zekat, fıtır sadakası ve gönüllü infaklar aracılığıyla toplumsal uçurumlar azalır; sevgi ve merhamet köprüleri kurulur.

Kaynakça:

• Diyanet İşleri Başkanlığı. (2020). Kur’an Yolu Tefsiri. Ankara: DİB Yayınları.

• Gazzâlî, E. H. (2011). İhyâu Ulûmi’d-Dîn (Cilt 1). (M. A. Can, Çev.). İstanbul: Bedir Yayınları.

• İslamoğlu, M. (2008). Hayat Kitabı Kur’an: Gerekçeli Meal-Tefsir. İstanbul: Düşün Yayıncılık.

Meryem Suresi 51. Ayet Işığında Bir Seçilmişlik Portresi: Hz. Musa (As)

Kur’an-ı Kerim, peygamberlerin kıssalarını anlatırken her bir kelimeyi belirli bir hikmet ve ölçü üzerine bina eder. Meryem Suresi’nin 51. ayeti, Hz. Musa’nın şahsiyetini ve ona bahşedilen manevi makamları üç temel kavramla özetler: İhlas (seçilmişlik), Risalet ve Nübüvvet.

Meryem Suresi 51. Ayet Işığında Bir Seçilmişlik Portresi: Hz. Musa (As) yazısının devamı

Hatemü’l-Enbiya ve Resûl-I Ekrem: Hz. Muhammed’in (sav) Çifte Makamı

İslam kelâmında ve nübüvvet teorisinde en çok tartışılan konulardan biri, peygamberlik makamlarının mahiyetidir. Hz. Muhammed (sav) için kullanılan “Resûl” ve “Nebî” sıfatları, onun hem vahye olan muhataplığını hem de toplumsal dönüşümdeki devrimci rolünü tanımlar. Kur’an-ı Kerim, onu her iki sıfatla da anarak, bu iki makamın onda bizzat cem olduğunu ilan eder.

Hatemü’l-Enbiya ve Resûl-I Ekrem: Hz. Muhammed’in (sav) Çifte Makamı yazısının devamı