Savaş sonrası yıkıntılarla dolu bir köyde, geleneksel Ortadoğu kıyafetleri içinde bir erkek, başörtülü dört kadın ve çeşitli yaşlarda beş çocuktan oluşan büyük bir hane halkı bir arada duruyor. Konu: Nisa Suresi 2-3 ayetleri bağlamında çok eşlilik ve yetim hakları analizi.

Dört Evlilik ve Kız Yetimler: Adalet mi, İstismar mı? Kur’an’ın Mesajını Yanlış Anlama sorunu:

Hiç düşündünüz mü? Allah’ın “adalet” ve “merhamet” üzerine indirdiği bir kitabın, nasıl olur da “küçücük kız çocuklarının istismarına izin veriyor” algısı yaratılabilir? Bu çok üzücü bir olay.

Bu, Kur’an’ın hatası değil; insanların ayetleri yanlış çevirip çarpıtmasının sonucudur. Özellikle Nisa Suresi’nin 2. ve 3. ayetleri üzerine yapılan bazı yanlış mealler, yetimlerin gözetim altında büyütülüp sonra velisiyle evlendirilmesi gibi korkunç bir anlayışı beslemiştir.

Oysa Kur’an’ın asıl amacı yetimlerin haklarını korumak, onların malını, canını ve geleceğini güvence altına almaktır.

Yanlış Meallerin Tehlikesi

Bazı çeviriler şöyle der:

“Yetimi yetiştiren, ona adil davranabileceğinden eminse, yetiştirdiği yetimle evlenebilir.”

Bu söz kulağa bile ağır geliyor, değil mi? Küçük bir kız çocuğunun büyütülüp sonra “eş” olarak görülmesi… Üstelik kimi rivayetler, bunun 6-9 yaş gibi akıl almaz yaşlarda olabileceğini iddia ediyor.

İnsanın kalbi sızlıyor, değil mi? Çünkü bu, ne Kur’an’ın ruhuna ne de Peygamberimizin ahlakına sığar. Şunu deselerdi, belki adalete uygun olmaz ama biraz daha akla mantığa uygun olurdu. Bu hem erkek hem de kız yetimleri kapsardı ve metinin de dışına çıkılmazdı. Çünkü ayette geçen yetimler hem kız hem de erkek yetimlerdir. Yetimlerin istemediği halde sırf mal dışarı çıkmasın diye kuzenleriyle evlendirilmesi de elbette bir zulüm ve adaletsizliktir. Allah her türlü adaletsizlikten men ediyor.

Bir de şimdi modernistler ortaya çıktı. Onlar ne diyor, merak ettiniz değil mi? Onlarda hatayı daha büyük bir hatayla tamir etmeye çalışıyor: Diyorlar ki: “Bu ayet yetimleri olan dört kadınla evlenin, diyor. Çünkü savaş sonrası buna ihtiyaç olur. Bu normal zaman için bir izin değildir.”

Peki, savaş sonrası erkeğin psikolojik durumu, maddi durumu ve bu kadar yetimin psikolojik durumu, ihtiyaçlarının yorgun bir erkek tarafından karşılanmasının mümkün olup olmayacağı gibi kriterler de düşünüldü mü?

Kur’an Nisa Suresi ikinci ayette yetimlerin hakının korunmasını emreder. Bu hitap, onlara veli olabilecek olan yakınlarına yapılır. Hemen arkasından da yetim hakkı yemenin büyük günah olduğu bildirilir.

Kur’an’ın Asıl Mesajı: Yetimleri Koru

Kur’an’ın defalarca tekrar ettiği çağrı şudur:

“Yetimin malına dokunma. Onu koru, gözet, adaletle davran.”

Yetimler yalnızca kız çocukları değildir. Erkek çocuklar da yetim kalabilir. Peygamberimizin kendisi de bir yetimdi; babasını hiç görmedi, annesini küçük yaşta kaybetti, amcası büyüttü.

Demek ki Kur’an’ın mesajı, “yetimi evlendir” değil, “yetimi koru”dur.

Yakınların Sorumluluğu

Yetimlerin bakımını çoğunlukla yakın akrabaları üstlenir:

Abi, abla, Amca, hala, Dayı, teyze, Üvey baba.

Yakını olmayan yetimlerin sorumluluğunu ise devlet kurumları üstlenir. Yani hiçbir yetim sahipsiz bırakılmaz.

Peki bu yakınların görevi nedir? Onları evlilik için “aday” olarak görmek mi? Hayır. Görev, koruyup kollamak, emaneti yüklenmek ve adaletle davranmaktır.

Haram Olan Yakın Evlilikleri, Kur’an açıkça bildirir:

Kız yetimler; amca, dayı, üvey baba, abi, enişte gibi yakınlarıyla evlenemez. Erkek yetimler de hala, teyze, kız kardeş, üvey anne gibi yakın akrabalarıyla evlenemez.

Yani “yetimi büyüt, sonra evlen” anlayışı Kur’an’ın çizdiği sınırlara tamamen aykırıdır.

Sonuç: Kur’an’ın Adalet Sesi

Nisa Suresi’nin 2. ve 3. ayetleri, aslında çok net bir mesaj verir:

Yetimleri koruyun, mallarına haksızlık etmeyin, Onları mal dışa kaçmasın, diye istemedikleri akraba evliliklerine zorlamayın, akabinde evlilikte adaleti gözetin.

Ama bazı yanlış mealler ve rivayetler, bu ayetleri öyle bir hale getirmiştir ki, sanki Kur’an çocuk yaşta evliliği teşvik ediyormuş gibi algılanmıştır.

Oysa Kur’an’ın sesi bambaşkadır:

“Adaletle davranın. Yetimi koruyun. İnsana zulmetmeyin.”

Bizim görevimiz de bu sesi duymak, çarpıtmalara karşı hakkı savunmaktır.

Tefekkür Sorusu:

Bugün bizler, çevremizdeki yetimlere, kimsesizlere, korunmaya muhtaç çocuklara gerçekten adaletle davranıyor muyuz? Yoksa hâlâ yanlış yorumların gölgesinde, Kur’an’ın rahmet mesajını unutur mu olduk?

Yorum adresimi “Hakkımda” kısmında bulabilir ve manuel olarak yazıp yorumunuzu yapabilirsiniz.