Nikâh akdinde kadının çalışma şartı: Kadın, evlenirken çalışmaya devam edeceğini nikâh akdinde şart koşabilir mi? Eşi bu şartı kabul ettikten sonra çalışmasına engel olursa ne olur? Bu sorulara cevap verirken Kur’an’ın akitlere ilişkin ilkelerini, nikâh şartları hakkındaki hadisi, mezheplerin farklı yorumlarını ve bugün Türkiye’de geçerli olan hukuku birbirinden ayırmak gerekir.
Kur’an ve hadiste nikâh şartları
Kur’an, “Akitleri yerine getirin” buyurur (Mâide 5/1). Nisâ 4/21’de ise evlilik bağı sağlam bir sözleşme olarak anılır. Bu ayetler, evlilikte verilen sözlerin ciddiyetini gösterir. Bununla birlikte Kur’an’da “kadın nikâh akdine çalışma şartı koyarsa şu hukuki sonuç doğar” şeklinde özel bir hüküm yer almaz.
Hz. Peygamber’e nispet edilen hadiste, yerine getirilmeye en layık şartların nikâhla ilgili şartlar olduğu bildirilir (Buhârî, Şurût, 6; Müslim, Nikâh, 63). Fıkıh âlimleri bu ilkeyi kabul etmekle birlikte, hangi ilave şartların hukuken bağlayıcı olduğu konusunda farklı sonuçlara ulaşmıştır.
Mezhepler kadının çalışma şartını nasıl değerlendirir?
Klasik fıkıhta evlilik akdine eklenen şartlar şurûtu’n-nikâh başlığı altında incelenir. Kadının “çalışmaya devam edeceğim” şartı için dört mezhebin tamamına ait, her durumu kapsayan tek bir hüküm vermek güçtür. Şartın kapsamı, nasıl kurulduğu ve evlilikten doğan haklarla ilişkisi değerlendirmeyi etkiler.
Hanbelî yaklaşım
Hanbelî mezhebi, eşlerden birinin yararına olan ve nikâhın temel hükümlerine aykırı bulunmayan şartlara geniş bir geçerlilik alanı tanır. Bu yaklaşım, kadının çalışmaya devam etmesine ilişkin şartın bağlayıcı kabul edilmesini destekler.
Bu çerçevede, kabul ettiği geçerli bir şartı eşinin ihlal etmesi kadına nikâhın feshini talep etme imkânı verebilir. Ancak fesih, şartın ihlal edildiği anda kendiliğinden gerçekleşen bir boşanma olarak anlatılmamalıdır.
Hanefî yaklaşım ve boşama yetkisinin devri
Hanefî mezhebinde nikâha eklenen her şart, yalnızca taraflar onu söyledi diye aynı ölçüde hukuken bağlayıcı sayılmaz. Bu nedenle “çalışmama engel olunmayacak” ifadesiyle “engel olunursa boşama yetkisini kullanabilirim” ifadesinin sonuçları aynı değildir.
Hanefî fıkhında tefvîz-i talâk, boşama yetkisinin kadına devredilmesine imkân tanıyan ayrı bir düzenlemedir. Böyle bir yetkinin doğup doğmadığı, akitte kullanılan sözlere ve kabulün nasıl gerçekleştiğine bağlıdır. Dolayısıyla her çalışma şartının kendiliğinden boşama yetkisi verdiği söylenemez.
Şâfiî ve Mâlikî yaklaşımlar
Şâfiî yaklaşımında, nikâhın gerekleri dışında kalan ve eşlerden birinin evlilikten doğan haklarını sınırladığı düşünülen bazı şartların bağlayıcılığı daha dar değerlendirilir. Bir şartın geçersiz görülmesi de her durumda nikâh akdinin geçersiz olduğu anlamına gelmez.
Mâlikî yaklaşımını ise “şart yalnızca ahlaki bir vaattir” diye tek cümleye indirmek doğru olmaz. Şartın niteliği ve nasıl kararlaştırıldığı önem taşır. Bu sebeple çalışma şartının ihlalinin her olayda otomatik olarak fesih hakkı doğurduğu ya da hiçbir hukuki sonuç doğurmadığı şeklinde kesin bir hüküm kurulamaz.
Osmanlı düzenlemesi çalışma şartına örnek midir?
1917 tarihli Hukûk-ı Âile Kararnâmesi’nin 38. maddesi, kadının çalışmasına ilişkin değildir. Madde, erkeğin ikinci bir evlilik yapmaması yönündeki şartı düzenler. Bu düzenleme, nikâha konulan bazı şartların tarihsel olarak hukuken dikkate alındığını gösterir; fakat çalışma şartına doğrudan kanuni dayanak olarak gösterilemez.
Bugün Türkiye’de çalışma hakkı
Klasik mezhep görüşleri ile Türkiye’de yürürlükte olan medeni hukuk aynı sorunun iki ayrı hukuki çerçevesidir. Türk Medeni Kanunu’nun 192. maddesine göre eşlerden her biri, meslek veya iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda değildir. Madde, meslek ve işin seçiminde ve yürütülmesinde evlilik birliğinin huzur ve yararının göz önünde tutulacağını da belirtir.
Bu nedenle Türkiye’de kadının çalışabilmesi, nikâh akdine önceden bir “çalışma şartı” yazdırmış olmasına bağlı değildir. Nikâhta verilen sözlerin dinî ve fıkhî değerlendirmesi ise ayrıca ele alınabilir.
Sonuç
Kadının evlenirken çalışmaya devam etmek istediğini açıkça belirtmesi, evlilikte karşılıklı beklentilerin bilinmesi açısından önemlidir. Kur’an’ın akitlere bağlılık ilkesi ve nikâh şartlarına ilişkin hadis, verilen sözün ciddiyetini ortaya koyar. Bu şartın klasik fıkıhta hangi hukuki sonucu doğuracağı konusunda ise mezhepler arasında görüş ayrılığı vardır.
Bugün Türkiye’de eşlerin meslek veya iş seçimi için birbirlerinden izin alma zorunluluğu bulunmaz. Bu hakkı açıklarken, klasik fıkıhtaki şart tartışmasıyla yürürlükteki hukuk birbirine karıştırılmamalıdır.
Kaynaklar
- Kur’an-ı Kerim, Mâide 5/1; Nisâ 4/21.
- Buhârî, Şurût, 6; Müslim, Nikâh, 63.
- TDV İslâm Ansiklopedisi, “Nikâh” ve “Hukūk-ı Âile Kararnâmesi” maddeleri.
- 1917 tarihli Hukûk-ı Âile Kararnâmesi, md. 38.
- Türk Medeni Kanunu, md. 192.