Kategori arşivi: KUR’AN BİZE NE DİYOR?

Ramazan Ayının Fazileti: Kur’an, İbadet ve Arınma Zamanı

Ramazan ayı, İslam inancında sadece bir imsak ve iftar döngüsü değil; bireyin ruhsal tekâmülünü gerçekleştirdiği, toplumsal adaletin pekiştiği ve ilahi kelamın yeryüzüne inişiyle şereflenen müstesna bir zaman dilimidir. Bu yazımızda, Ramazan’ın faziletini Kur’an-ı Kerim ışığında ve akademik bir perspektifle ele alacağız.

1. Nüzul-i Kur’an ve Ramazan

Ramazan ayını diğer tüm zaman dilimlerinden ayıran temel unsur, hidayet rehberi olan Kur’an-ı Kerim’in bu ayda indirilmeye başlanmış olmasıdır. Bakara Suresi 185. ayette bu durum şöyle ifade edilir:

“Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve hakla batılı birbirinden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği aydır…”

Bu bağlamda Ramazan, sadece bir “Kur’an Okuma” ayından ziyade, Kur’an’ın mesajını “Anlama ve Hayata Tatbik Etme” ayıdır yani metnin lafzından manasına yolculuk yapmak, bu ayın en büyük faziletidir.

2. Orucun Mahiyeti: Takva ve İrade Eğitimi

Oruç ibadeti, sadece fiziksel bir açlık hali değil, nefsani arzuların denetim altına alındığı bir irade eğitimidir. Ayette belirtilen “leallekum tettekûn” (umulur ki korunursunuz/takvaya erersiniz) ifadesi, orucun nihai hedefinin bireyin ahlaki bir duyarlılık kazanması olduğunu gösterir.

• Bireysel Arınma: Zihni ve kalbi kötü düşüncelerden arındırmak.

• Sosyal Adalet: Açlığın deneyimlenmesi yoluyla ihtiyaç sahiplerinin halini anlamak ve paylaşma bilincini (infak) geliştirmek.

3. Bin Aydan Hayırlı Gece: Kadir Gecesi

Ramazan’ın kalbi hükmünde olan Kadir Gecesi, ilahi rahmetin sağanak halini aldığı bir gecedir. Kur’an’ın ifadesiyle “bin aydan daha hayırlı” (Kadr/3) olan bu gece, insanın kendi iç dünyasına yönelmesi ve hayatını muhasebe etmesi için sunulmuş bir lütuftur.

4. Toplumsal Dayanışma ve İnfak

Ramazan, adalet ilkesinin bir tecellisi olarak malın temizlenmesi ve bölüşülmesi için en uygun zamandır. Zekat, fıtır sadakası ve gönüllü infaklar aracılığıyla toplumsal uçurumlar azalır; sevgi ve merhamet köprüleri kurulur.

Kaynakça:

• Diyanet İşleri Başkanlığı. (2020). Kur’an Yolu Tefsiri. Ankara: DİB Yayınları.

• Gazzâlî, E. H. (2011). İhyâu Ulûmi’d-Dîn (Cilt 1). (M. A. Can, Çev.). İstanbul: Bedir Yayınları.

• İslamoğlu, M. (2008). Hayat Kitabı Kur’an: Gerekçeli Meal-Tefsir. İstanbul: Düşün Yayıncılık.

Meryem Suresi 51. Ayet Işığında Bir Seçilmişlik Portresi: Hz. Musa (As)

Kur’an-ı Kerim, peygamberlerin kıssalarını anlatırken her bir kelimeyi belirli bir hikmet ve ölçü üzerine bina eder. Meryem Suresi’nin 51. ayeti, Hz. Musa’nın şahsiyetini ve ona bahşedilen manevi makamları üç temel kavramla özetler: İhlas (seçilmişlik), Risalet ve Nübüvvet.

Meryem Suresi 51. Ayet Işığında Bir Seçilmişlik Portresi: Hz. Musa (As) yazısının devamı

Hatemü’l-Enbiya ve Resûl-I Ekrem: Hz. Muhammed’in (sav) Çifte Makamı

İslam kelâmında ve nübüvvet teorisinde en çok tartışılan konulardan biri, peygamberlik makamlarının mahiyetidir. Hz. Muhammed (sav) için kullanılan “Resûl” ve “Nebî” sıfatları, onun hem vahye olan muhataplığını hem de toplumsal dönüşümdeki devrimci rolünü tanımlar. Kur’an-ı Kerim, onu her iki sıfatla da anarak, bu iki makamın onda bizzat cem olduğunu ilan eder.

Hatemü’l-Enbiya ve Resûl-I Ekrem: Hz. Muhammed’in (sav) Çifte Makamı yazısının devamı

AHZÂB 50. AYETİ GRAMERE UYGUN OKURSAK SONUÇ NE OLUR?

Kur’ân-ı Kerîm’in lafzının (harf ve kelime diziminin) korunmuş olması, tarih boyunca anlamının da aynı titizlikle korunduğu anlamına gelmez. Zira anlam, yalnızca metinle değil; metne yaklaşan zihniyetle şekillenir. Bu nedenle tefsir geleneği boyunca bazı ayetler, içinde doğdukları kültürün değerleri, erkek egemen bakış açısı ve yerleşik kabullerle yeniden “inşa” edilmiştir.

AHZÂB 50. AYETİ GRAMERE UYGUN OKURSAK SONUÇ NE OLUR? yazısının devamı

Bakışın Hiyerarşisi: Kadim Menfaatçi Stratejileri ve Örtünmenin Ontolojisi

Günümüzde modernite, “özgürleşme” adı altında kadına yeni roller biçerken, aslında binlerce yıllık bir menfaat döngüsünü de beraberinde getiriyor. Peki, İslam’ın getirdiği örtünme emri sadece bir kumaş parçası mıdır, yoksa kadını erkeğin seyir konforundan koruyan bir özgürlük ilanı mı?

Bakışın Hiyerarşisi: Kadim Menfaatçi Stratejileri ve Örtünmenin Ontolojisi yazısının devamı

Berat Kandilinin Mahiyeti, Kaynakları ve Gelenekteki Yeri Nedir?

İslam dünyasında Şaban ayının 15. gecesi olarak idrak edilen Berat Kandili, müminlerin günahlardan arınma, ilahi rahmete nail olma ve gelecek bir yılın mukadderatına dair tefekkür etme vaktidir. “Berat” kelimesi; borçtan, hastalıktan, suç ve cezadan kurtulma, berî olma (uzaklaşma) anlamlarına gelir.

Berat Kandilinin Mahiyeti, Kaynakları ve Gelenekteki Yeri Nedir? yazısının devamı

Hümeze Suresi Tefsiri: Maddi güç, Kibir ve İnsan Onuru

Hümeze Suresi, Kur’an-ı Kerim’in 104. suresidir ve toplumsal ahlakın inşasında sarsıcı bir uyarı niteliği taşır. Özellikle maddi güce dayalı kibrin ve insan onurunu hiçe sayan davranışların uhrevi sonuçlarını çarpıcı bir dille anlatır. Bu sure, bireylerin toplum içindeki yerlerini sorgulamalarını ve güçlerini başkalarına karşı nasıl kullandıklarını düşünmelerini teşvik eder. Sadece maddi kazanımların değil, aynı zamanda manevi değerlerin de önemine vurgu yapar. İnsanları, başkalarının zaaflarından beslenmek yerine, birbirlerine karşı daha merhametli ve saygılı olmaya davet eder. Bu bağlamda, insan ilişkilerinin nasıl daha sağlıklı bir şekilde şekillendirileceğine dair derin bir içgörü sunduğu söylenebilir. Şu an için bu mesajı günümüzdeki toplumsal normlarla da ilişkilendirmek, okuyuculara daha anlamlı bir perspektif sunabilir.

Hümeze Suresi Tefsiri: Maddi güç, Kibir ve İnsan Onuru yazısının devamı

Meşakkatin Kutsallığı: Zorluktan Sorumluluğa İnsan Psikolojisi

Biz insanı bir meşakkat içinde yarattık.” Beled Suresi’nin bu sarsıcı ayetinden yola çıkarak; hayatın kaçınılmaz zorluklarının (Kebed) nasıl iradi bir sorumluluğa (Akabe) dönüşebileceğini inceliyoruz. Modern psikolojinin anlam arayıșı ile Kur’an’ın “Sarp Yokuş” metaforu arasındaki muazzam bağı keşfedin.

Meşakkatin Kutsallığı: Zorluktan Sorumluluğa İnsan Psikolojisi yazısının devamı

Nefsiniz Size Kötülüğü Emrediyor Ne Demek?

Bu oldukça derin ve katmanlı bir soru. Tasavvufi ve psikolojik açıdan bu iki ifade arasındaki farkı anlamak, insanın iç dünyasındaki çatışmaları çözümlemesine yardımcı olur. Kısaca cevap vermek gerekirse: Hayır, tam olarak eşit değildir. “Nefsin emretmesi” ile “kişinin arzusu” arasında ince ama çok önemli bir irade farkı vardır. Bu fark nedir? Bu yazıda buna değineceğim.

Nefsiniz Size Kötülüğü Emrediyor Ne Demek? yazısının devamı

Enfal Suresi 65-66. Ayet Bağlamında İlahi Hitap, İnsan Kapasitesi ve Yükümlülüğün Hafifletilmesi

Özet

Enfâl Suresi’nin 65 ve 66. ayetleri, İslam düşüncesinde sıklıkla “nesih”, “moral motivasyon” ve “ilâhî mükellefiyetin sınırları” tartışmaları bağlamında ele alınmıştır. Bu çalışma, söz konusu iki ayeti nüzul bağlamı, dilsel yapı, klasik tefsir geleneği ve çağdaş yorumlar ışığında incelemekte; özellikle ikinci ayetin birincisini “neshettiği” iddiasını eleştirel biçimde değerlendirmektedir. Çalışma, bu ayetlerin ilâhî hitabın pedagojik yönünü ve insan kapasitesine göre yükümlülük ilkesini yansıttığını savunmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Enfâl 65–66, nesih, mükellefiyet, ilâhî hitap, insan kapasitesi, cihad ahlâkı.

Okuyucu Notu

Bu yazı, Enfâl Suresi 65–66. ayetlerini siyâk–sibâk bütünlüğü ve insan kapasitesini gözeten ilâhî hitap anlayışı çerçevesinde ele almaktadır. Metin, nesih varsayımını sorgulayan tefekkür odaklı bir okuma teklif etmektedir.

Giriş

Kur’an ayetlerinin anlaşılmasında en sık karşılaşılan problemlerden biri, ilâhî hitabın zamansal bağlam ile insan kapasitesi arasındaki ilişkisinin yeterince dikkate alınmamasıdır. Enfâl Suresi 65 ve 66. ayetleri, bu ilişkinin en çarpıcı örneklerinden birini sunar. İlk bakışta iki ayet arasında bir “oran değişikliği” göze çarpar: Bir ayette müminlerin on katı düşmana karşı direnç göstermesi beklenirken, hemen ardından gelen ayette bu oran bire ikiye düşürülmektedir. Bu durum, klasik literatürde çoğunlukla “nesih” kavramı üzerinden açıklanmıştır. Ancak bu açıklama, hem Kur’an’ın bütüncül hitap yapısı hem de ilâhî adalet ilkesi açısından yeniden düşünülmeye muhtaçtır.

  1. Özet
  2. Giriş
  3. Siyâk ve Sibâk: Bedir Bağlamı
  4. Dilsel ve Kavramsal İnceleme
    1. “Sabırlı” (صَابِرُونَ) Kavramı
    2. “Allah Bildi” İfadesi
  5. Ara Değerlendirme: Kur’an’da İdeal ile Gerçeklik Arasındaki Denge
  6. Nesih Tartışması: Gerçekten Bir Hüküm Kaldırma mı?
  7. İlâhî Hitabın Pedagojik Yönü
  8. Günümüze Bakan Yönü
Enfal Suresi 65-66. Ayet Bağlamında İlahi Hitap, İnsan Kapasitesi ve Yükümlülüğün Hafifletilmesi yazısının devamı