Günümüzde birçok aile, çeşitli sebeplerle evlat sahibi olamamaktadır. Bu durumlarda, genellikle kadınlar suçlanmakta ve toplum baskısı altında ezilmektedirler. Ancak, sorunun kaynağının sadece kadında olmadığını anlamak önemlidir. Tarih boyunca, bu tür durumlarda genellikle kadınlar suçlanmış, hatta ikinci bir evlilik veya kuma durumuyla karşılaşmışlardır.
Geleneksel çevirilerde iki denizin yan yana salıverildiği fakat birbirine karışmadığı ve bunun bir mucize olduğu yorumu yapılıyor. Bu ayette iki denizden birinin suyu tatlı diğerininki tuzlu yani acı olduğu bildiriliyor.
Ayrıca bu ayette denizin her ikisinden de inci ve mercan çıkarıldığı bildiriliyor. Halbuki tatlı sulardan inci ve mercan çıkmaz. Bu Kur’an’ın bir hatası mı yoksa bir yorum hatası mı? Dolayısıyla bu ayetin alternatif yorumu olup olmadığına bakmak gerekiyor ve biz bu makalede bu ayetin alternatif bir yorumu olup olmadığına bakacağız.
Namaz vakitleri Kur’an’ı Kerim’de bildirilmiştir. Namaz; sabahın başlangıcında, akşamın başlangıcında, gündüzün içinde (öğle, ikindi) ve gece olmak üzere beş vakittir. Namazın şartlarından birisi fiziki şartların oluşarak vaktin girmesidir.
Huri, meallerde cennette erkekler için yaratılmış cennet kadını olarak bildiriliyor ve bu kadınlar cennete giden erkeklerle evlendirilecek, deniliyor. Burada şu sorun var: Erkek ve kadın arasında, mükafatlandırma konusunda sanki bir adaletsizlik yapılacakmış gibi bir durum ortaya çıkıyor. Kur’an Allah’ın Kitabıdır. Allah kullarına adaleti tavsiye eder. Adaletsiz davrananları cehenneme hapsedeceğini ve onların oradan asla kurtulamayacağını vurgular.
Müslüman ailelerden bir çoğu hamileliği sona erdirmek amacıyla bebeklerini aldırmaktadır çünkü geçmişte İslam alimlerden bazıları cenine ruhun 40. gün üflendiği üzerinde ittifak etmişlerdir. Bazıları da cenine ruhun 120. gün üflendiği üzerinde ittifak etmişlerdir. Alimlerden bazıları da hamileliklerini sona erdirenlerin diyet vermesi gerektiğine hükmetmişlerdir. Dolayısıyla bu süreler zarfında hamileliğin sona erdirilmesinin günahı olmadığına inanılmıştır. Diyet vermek insanı evlat katili olmaktan kurtarır mı? Bir bebeğin 40 günden veya 120 günden önce hayatına son verilebileceğine dair Allah tarafından verilmiş bir izin var mı?
Kur’an meallerinde çok sık meal hatalarına rastlıyoruz. Hatalar Kur’an’ın anlaşılmasında çok büyük problemler oluşturuyor. Örneğin, Nasrani kelimesi Hristiyan olarak çevriliyor. Halbuki Hristiyanlıkla Nasranilik eşit değildir. Hristiyanlık Nasraniliğin bir alt kümesidir. Hristiyanlık ayrıca kendi içinde farklı alt kümelere de sahiptir. Bu ayrışmalar Hristiyanlığın kendi içinde mezhep savaşlarına sebep olmuştur. Hristiyanların tamamı Hz. İsa’nın Allah’ın oğlu olduğuna inanır.
Allah tarafından Kitap indirilmiş kavimlere Ehl-i kitap denir. Böyle olunca Muhammet ümmeti de Ehl-i Kitaptır çünkü kendilerine Kur’an’ı Kerim indirilmiştir. Dini otoriteler, Ehl-i kitap olarak sadece Yahudileri ve Hristiyanları kabul etmişlerdir. Müslümanları ve daha önce kendilerine kitap indirilen kavimleri bundan hariç tutmuşlardır. Peygamberimiz dönemindeki Ehl-i kitabın hepsinin kafir olduğuna dair iddialarda bulunmuşlar ve bu iddiaları destekleyen fetvalar vermişlerdir. Peygamberimiz geldiğinde Ehli Kitabın hepsi kafir miydi? Ehli Kitap kafir olduğu halde Allah, onların kadınlarıyla evlenin, kestiklerini ve yediklerini yiyin mi dedi. Kafirlerin kestiği yenebiliyorsa müşriklerin kestiği de yenilebilir fetvası ve dahası… Bu yazımda bu konulara değineceğim.
Son zamanlarda bazı İslami yazarlar, kadınlardan da peygamberler geldiğini ileri sürmeye başladılar. Kur’an’da kadınlardan peygamberler geldiğini bildiren ayetler var mı, yoksa bu iddialar Kur’an haricinde yapılan ve Kur’an ayetlerine aykırı olan yorumlamalar mı?
Saymak, miktar, adet” anlamlarına gelen iddet, bir fıkıh terimidir. Boşanan bir kadının yeniden evlenebilmesi için beklediği süreye iddet süresi denir. İddet, herhangi bir sebeple mevcut bir evliliğin sona ermesiyle başlar. Evlilik; boşanma, kocanın ölümü, fesih gibi nedenlerden dolayı sona ermiş olabilir. Talak Suresi 4. ayet boşanan kadınların ne kadar süre iddet bekleyeceğini ele alır. Eşler iddet süresini aynı çatı altında geçirirler. Bunun sebebi Allah’ın aralarında tekrar bir sevgi ve merhamet yaratma ihtimalidir.